İngilizce'de "merchandizer" diye bir kelime var. Ticari yük treni demekmiş eskiden, Türkçesi marşandiz. Eskiden gavura "ben anlamam öyle mörçındayzır falan. Dilim dönmez benim marşandiz derim, işine gelirse…" diyebilecek haysiyete sahipmiş Türkler. O yüzden bu kelimeyi marşandiz olarak alıp kullanmaya başlamışız (marşandizi kendin icat edip adını Selahattin koyabilmek ya da biraz daha hassasiyet gösterip "yük katarı" demek elbette daha haysiyetli birer alternatif olurdu ya).
Sonra, pazarlama guruları<em>(*)</em> içeriği bu treninki ile aynı olan bir iş kolu geliştirdiğinde ve bu iş koluna isim konulması gerektiğinde, tren merchandiser'dan esinlenip merchandiser demişler bu minietekli abilere aplalara. Neticede o da sana bana mal taşıyor ya... Amarigalı der, onun dili, karışamazsın.
Her neyse, ancak, merchandizer'ın türkçeye nasıl sokulacağı proplem olmuş. Beyin yok tabi bunlarda, lan marşandiz diye caanım türkçe (tamam yarı türkçe, ama en azından tanıdık) kelime varken sen neden gidip merchandizer diye gavurca kelimeyi amına kodumun çocuğu işte. Nasıl çekilecek o kelime? Çoğulu merchandizerler mi olacak merchandizerlar mı olacak mesela? Ammmcık, sen bilmediğin işe ne karışıyon yarak kafası seni ya. TDK'yı arayıp sorsana o sana uydursun tırpangezer gibi bir alternatif.
---
(*) pazarlamayı aşmış bokunu çıkarmış kişi. Ama kendileri pek para kazanamaz… Örneğin Bill Gates'e Larry Page'e pazarlama gurusu denmezken, malibu'da malikanesi hatta bir Hummer'ı bile olmayan bu tiplere pazarlama gurusu denilir... Guru oldukları için, dünya nimetlerini ellerinin tersiyle itiyorlar mı ne yapıyorlarsa artık...