1990ların çok başı, Üsküdar’da şimdi-geleneksel Katibim festivali o zaman daha yeni başlamış. Henüz gerçekten kültür ve sanat festivali olduğu yıllar. Rak gruplar sahne alıyor, şairler geliyor, resitaller falan oluyor… Henüz Tayyip ve güruhu Üsküdar’a taşınmamış, Üsküdar sahilde bira içilip gitar çalınabiliyor. Henüz pop-fantezi-arabesk sanatçılar işgal etmemiş festivali. Tarih öncesi yıllar yani… İşte o festivallerden birine Can Yücel de davetliydi. Sahneye bir sandalye koydular, üstat geldi, oturdu, milleti selamladı, belli ki çakır keyifti –en az. Başladı şiirlerini okumaya. Birkaç şiir sonra sahnede, sandalyenin üstünde sızdı. Kimse kıyamadı uyandırmaya, festivale devam edildi. Müzisyenler sahne aldı, sahnenin kıyısında Can Yücel uyuyor...
Sonra festival bitti, artık millet selamlanıp sahne boşaltılacak. Uyandırdılar üstadı, dediler: “son olarak söyleyeceğiniz bir şey var mı”? Üstat kaldırdı kafayı: “bir daha da bu pezevenge* oy vermeyin” dedi. Ben oradaydım.
(*) O, Özal'ı kastediyordu...

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..
Metin Üstündağ'ın, kendisini derginin son sayfasına koymasını protesto eder: "beni derginin götüne koyanın gelir götüne koyarım".
Hayat hikayesini herkes yazıyor, ben kasmadım. Üstat 12 Ağustos 1999'da öldü. Yani bugün ölüm yıldönümü olması hasebiyle, anısına bir kadeh rakı kaldıramadı ama, akşam baskısı yaptı ortaparmak...