Temelde, insanların paraya dayalı sistemlerde üstlendikleri roller üçe ayrılabilir: İşçi, Tüketici, İşveren (ya da Mal Sahibi/Üretici). Bunlara ek olarak bir de yatırımcı vardır. Kendisi İşveren ya da Üretici’ye mali destek sağlar ya da mali piyasalarda kâr elde etmek için alım satım yapar. Ancak, piyasa sisteminin işleyişi açısından yatırımcının varlığı zorunlu olmadığından, bu belgede yatırımcıya yer verilmemiştir.
İşçi, parayla ölçülüp ödenen bir hak ediş –bir maddi ödeme, karşılığında İşverenin vereceği görevleri ifa ederken işveren ürün ve hizmetlerini bir bedel –yine maddi bir ödeme, karşılığında Tüketiciye satar. Yine hem İşçi hem de İşveren sistem dahilinde Tüketici olarak hareket ederler ve ellerindeki maddi kaynakları (“maaş/ücret” ya da “kâr”) kullanarak, hayatta kalabilmeleri için gerekli olan mal ve hizmetleri satın alırlar. Tüketicinin sorumluluğunda olan mal ve hizmet alımı, İşverenin “kâr” ve “kazanç”, İşçinin ise “maaş” elde etmesini sağlayan şeydir.
Başka bir deyişle İşverenin ticaretini sürdürebilmesini İşçinin ise bir maaş/ücret karşılığında çalışabilmesini sağlayan temel husus tüketimdir.
İşte bu noktada şunun anlaşılması büyük önem taşır: ödeme-tüketim döngüsü (ya da döngüsel tüketim) asla durmamalıdır. Şayet döngü durursa ekonomik sistem tümüyle çöker çünkü para İşverene ulaşmayacak, İşveren İşçinin maaşını/ücretini ödeyemeyecek, İşçi ve İşveren, topluca Tüketici, satın alma yapamayacaktır.
Sonuç 1. Fiziksel olarak üretilmiş hiçbir malın kullanım ömrü, ekonomik sistemin “döngüsel tüketimi” devam ettirebilmesi açısından tahammül edilebilecek kullanım ömründen daha uzun olmayacaktır.
Başka bir deyişle: mali sirkülasyonun sürdürülebilmesi açısından, üretilmiş olan her ürünün bir süre sona bozulması zorunludur ki oyuncular (tüketici/işçi/işveren) nemalanabilsin. Bu karakteristik özelliği “planlı eskime” şeklinde tanımlayabiliriz.
Planlı eskime genellikle iki şekilde tezahür eder:
a) Kasıtlı: ürünün bozulmasını sağlayacak şekilde, etkinlik ve sağlamlığın kasıtlı olarak esirgenmesi;
b) Dolaylı: Üründe kâr amaçlı bir takım kısa yollara başvurulur. Yani genellikle ucuz malzeme/kötü tasarım kullanılır. Böylece hem maliyetten tasarruf edilmiş hem de sürekli müşteri edinilmiş olur. Bu da kısa vadede bile bozulan, kalitesiz ürünler olarak karşımıza çıkar (örneğin elektronik malzemelerde kasa olarak plastik kullanımı, mesela titanyuma göre daha ucuzdur, ama kullanım ömrü çok daha kısadır).
Sonuç 2. Geçmişte üretilmiş kalitesiz ürünlerin yerini alacak yeni ürünlerin sürekli olarak üretilmesi gerekir ki bu da atıkların sonsuz olması anlamına gelir.
Başka bir deyişle “atık” endüstrinin “döngüsel tüketimi” sürdürme ihtiyacının bir yan ürünüdür. Bunun anlamı ikâme edilen/eskimiş ürünlerin sürekli olarak atığa çıkarılmasıdır ki bu da çevremizi sürekli olarak kirletecektir. Sürekli yeni ürünlerin, üstelik geçici şekilde kullanıma sürülmesi kirlenmeyi arttırır.
Tüm ekonomik sistemin lokomotifi olarak tanımlayabileceğimiz “tüketim döngüsüne duyulan ihtiyaç” doğası gereği tehlikelidir çünkü ihtiyaç mevhumu çevresel açıdan sürdürülebilir uygulamaların azamiye çıkarılmasına imkan vermez. Sürekli olarak kalitesiz ürünlerin üretilmesi doğal kaynaklarımıza zarar vermekte ve çevremizi kirletmektedir.
Bunu farklı bir açıdan ortaya koymak için, her üretimin etkinliğinin ve sürekli kullanımının ön plana alındığı bir ekonomik sistem düşünün. Her üretim bilinen en iyi malzemeler ve üretildiği andaki en ileri teknoloji kullanılarak üretilmiş olsun. Mesela 100 yıl boyunca bakım gerektirmeyecek şekilde tasarlanmış bir otomobil düşünün. Yangına dayanıklı malzemeden inşa edilmiş, elektrik ve su tesisatında yeryüzünde mevcut en dayanıklı ve en geçirgenliği az malzemeler kullanılmış bir ev düşünün. Ürünlerin en uzun kullanım ömrüne sahip olacağı şekilde tasarlandığı böylesi makul bir dünyada paraya dayalı bir sistemin varlığını sürdürebilmesine imkan olmayacaktır çünkü “tüketim döngüsü” çok ciddi şekilde yavaşlayacak ve “ekonomik büyüme” adı verilen yanılgı zayıflayacaktır.
Devamı İçin Tıklayın...