Bölüm 1: Mekanizmalar ve Sonuçları
Terimler ve Tanımları:
“Ekonomi” terimi genellikle “mal ve hizmetlerin üretimini, dağıtımını ve tüketimini inceleyen sosyal bilim dalı” olarak tanımlanır.
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılın başı itibarı ile, dünyadaki tüm ekonomilerin temelinde yatan mekanizma bir tür “Paraya Dayalı Sistem”’dir. Paraya dayalı sistemlerde “para” adını verdiğimiz bir aracı alışveriş aracı kullanılır. Bunda amaç istihdamın ve mal ve hizmet üretimi, dağıtımı ve tüketiminin kolaylaştırılmasıdır. İşte bu parasal alışverişin ekonomiye temel teşkil ettiği sistemlere “Paraya Dayalı Ekonomiler” adı verilir.
Her ne kadar halen dünyamızda hiçbir ülkede Paraya Dayalı Ekonomi haricinde bir sistem kullanılmamaktaysa da, değişik bir takım varyasyonlar da yok değildir. Genel olarak, ülke yönetiminin ekonomi üzerindeki söz hakkı her varyasyonda değişiklik göstermektedir. Mevcut ekonomiler, düzenlemelerin en sıkı olduğu sistemlerden ekonomilerin en serbest olduğu sistemlere kadar geniş bir skala üzerinde incelenebilir. Komünizm tipik olarak en sıkı devlet denetimine sahiptir, sonrasında ekonominin kısmen devlet kontrolünde olduğu Sosyalizm gelir ve skalanın en sonunda da çok az devlet kontrolünün söz konusu olduğu ya da hiç devlet kontrolüne tabi olmayan Kapitalizm gelir. Ekonomik uygulamaların bu varyasyonları “Sosyal Sistemler” olarak anılmaktadır.
Dünyamızda en yaygın Sosyal Sistem halen Kapitalizmdir. Genellikle “Serbest Piyasa Ekonomisi” isimli başka bir teorik kavramın kapsamı altında anılan Kapitalizm “üretim araçlarının özel sektörün mülkiyetinde olduğu ve kâr elde etmek amacıyla işletildiği ve yatırım, gelir, dağıtım, üretim ve mal ve hizmet fiyatlarını “serbest piyasa” ekonomisi sistemlerinin belirlendiği sosyal ve ekonomik sistem” şeklinde tanımlanır.
“Serbest Piyasa” “malların ve hizmetlerin fiyatlarının alıcı ve satıcıların karşılıklı rızasına dayalı olarak şekillendiği; dolayısıyla fiyatların belirlenmesi ve kullanılabilir kaynakların tahsis edilmesinde devlet müdahalesinin bulunmadığı, fiyatların ve kaynak tahsisinin piyasa güçleri olan arz ve talep doğrultusunda belirlendiği”, tanımı gereği (serbest) yani düzenlenmekte olmayan ticari sistemdir. “Serbest piyasa” nosyonu farklı düşünce ekollerince farklı yorumlanmaktadır.
Genel terminolojiyi bir yana bırakırsak, Paraya Dayalı Ekonomilerin konumuzla çok alakalı bir özelliği “Değer Teorisi”’dir. Bu teoriye göre, bir mal ya da hizmetin “değeri” şu iki faktöre göre belirlenir:
1) Kullanılan malzemelerin kıtlığı (az bulunurluğu).
2) Ürünü/hizmeti üretmek için gerekli olan işgücünün (emeğin) miktarı.
Örneğin:
Elektrik ve gelişmiş endüstriyel teknolojinin icadından önceki zamanlarda basit bir gömlek imal edebilmek için gereken zaman ve emeği gözünüzün önüne getirin. Süreç genel olarak şöyle olurdu: toprağı hazırla – pamuk tohumlarını ek – mahsul alana kadar bakımını yap – pamuk mahsulünü kaldır – pamukları ayıkla – pamuğu iplik olarak eğir – kumaş olarak doku – ve kumaşı gömlek haline getir.
Yukarıdaki senaryoya bakarak, basit bir gömleğin değeri –sadece insan emeği açısından değerlendirildiğinde, son derece yüksek olmalıydı ve muhtemelen bu gömlek üretilmesi için verilen onca emeği karşılayabilecek yüksekçe bir fiyattan satılırdı. Pamuk tohumu (hammadde) bir önceki hasatın bir yan ürünü olarak elde edildiğinden (tohumun kıtlığı düşük olduğundan) pamuk tohumunun değeri ihmal edilebilecek kadar düşük olurdu. Böylece, gömleğimize asıl değer katan şeyin üretilmesi için verilen emek olduğunu görüyoruz.
Şimdi, gelin bu üretim sürecinde hiç insan emeğine ihtiyaç duyulmadığını varsayalım. Elbette pamuk tohumu, su, güneş ışığı, toprak da doğal kaynaklar olduğundan kıt değiller. Peki o durumda gömleğin değeri ne olurdu? Kolaylıkla tahmin edilebileceği üzere, o durumda gömleğin pek de bir değeri olmazdı.
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl başı itibarı ile makineler ve gelişmiş tarım araçları tarımı, tek bir çiftçinin yüzlerce dönüm araziyi tek başına işleyebilmesini mümkün kılacak kadar kolaylaştırmıştır. Pamuk dokuma tezgahları gibi tekstil ekipmanlarında sağlanan gelişmeler insan emeğine duyulan ihtiyacı ciddi ölçüde azaltmış durumda. Endüstriyel bilgisayar kullanımını da hesaba katarsak, çok yakın gelecekte tüm tarım ve tekstil sektörlerinin tamamen otomasyona konulabileceği kesindir.
Dikkat edilmesi gereken husus şudur: geçmişte statik bir ekonomik nosyon olan “Ekonomik Değer” kavramı, gelişen teknoloji ile birlikte önemini yitirmektedir ve (üretim kolaylığının/hammadde bolluğunun artmasıyla birlikte) teknolojik faktörler teorik olarak “değer” kavramını tamamen ortadan kaldırmak üzeredir.
Teknoloji ve otomasyon insan emeğine duyulan ihtiyacı azalttığında/tamamen ortadan kaldırdığında, varsayılan değer de ciddi şekilde düşecektir. Daha sonra bu çıktının değeri, artık işgücünün ve insan emeğinin yerine kullanılmakta olan makinenin üretilmesi/bakımı amacıyla kullanılabilir. Sonuçta, üretimde kullanılan bu makineler ne kadar sağlam, etkin ve sürdürülebilir olursa üretilen ürünlerin “değeri” de o ölçüde düşer.
Gerçek şu ki makine otomasyonu ve makine otomasyonuna ek olarak “kıt” olan kaynakların yerine ikame kaynaklar bulunması amaçlı yenilik ve buluşlar bizi tüm mal ve hizmetlerin değersiz, yani bedelsiz olduğu bir noktaya getirebilecektir.
Pek çokları için bu hayal etmesi bile güç bir şeydir –günlük yaşamlarımızda görmeye alıştığımız şeylerden ötürü. Görüşünüz her ne olursa olsun, gerçek şudur ki sürekli teknolojik gelişim ve beraberinde makine otomasyonu, teoride hammadde ve üretim araçlarının son derece bol olduğu ve bu nedenle insanların neredeyse hiçbir şey satın almak zorunda kalmadığı bir ekonomik ortam yaratabilecektir. Böyle bir ekonomik ortamda, bireyler geçimlerini sağlamak için çalışmak zorunda dahi kalmayacaklardır. Ama makineler sadece az sayıda, belirli bir grup insanı işinden ettiğinde, işsizlik artacaktır ve sistemli bir yayılmayla tüm ekonomik sistem giderek daha kararsız hale gelecek, işlevini yitirecektir. Bu konu Fasıl 2 ve Fasıl 5’te detaylarıyla ele alınacaktır.
İşin bu tarafını şimdilik bir kenara bırakarak, Paraya Dayalı Ekonomilerin, özellikle de Kapitalizm’in varlığını sürdürebilmesi ve sistemin bütünlüğünü koruyabilmesi için ihtiyaç duyduğu bazı deneysel mekanizmaları ele alalım. Bu faslın bundan sonraki bölümlerinde sistemin sürdürülebilmesi için gerekli olan 5 temel mekanizma ile bu mekanizmaların nedenleri ve sonuçları üzerinde duracağız.
Devamı için tıklayın...