Mangalda Kalkan

tabakta iner... Eeet, sınıra canlı kalkan olarak gidecek DTP'liler şerefine, Sivastopol koyunun derinliklerinden geliyor...


Malzemeler - 6 kişi için

  • Kalkan (e haliyle), 2.5 – 3 kiloluk
  • Ayçiçek Yağı, 2 su bardağı
  • Biberiye (rozmari de olur), tepeleme bir çorba kaşığı
  • Kekik, tepeleme bir çorba kaşığı
  • Zencefil, silme bir tatlı kaşığı (tazeyse rendelenip)
  • Karabiber, bir tatlı kaşığı

[more]


Tarif

Bir satır kullanılarak kalkan 10 ila 20 şer santimlik parçalara kesilir. Satırla vurulduğunda ağzından götünden fışkırıp duvarlara yapışan boku ve iç organları birine temizletilir, balığa yapışmış olanları yıkanır. Mide bulantısı için bi ilaç alınır, gerekiyorsa çıkılıp biraz hava alınır, Gelinir. Ajandaya "kalkan temizlemeyi öğren" diye not düşülür...

Düz ve yayvan bir tencere ya da tepsi içerisinde sıvı yağ, biberiye, kekik, zencefil, karabiber karıştırılır (tuz konmaz). Satırla pare pare eylenmiş ve içe sinmeyip defalarca yıkanmış kalkan bu sos içerisinde marine (salamura) edilir. Minimum iki saat. Kalkanın marine edilmesi için ayrılan sürenin bitimine yarım saat kala mangal yakılmaya başlanır. Yakıt olarak kullanılan malzeme (odun mudur artık odun kömürü müdür eski eşin/sevgilinin kemikleri midir her neyse) tamamen köz olup da üzeri inceden kül toplar gibin olduğunda balıklar pişirilmeye başlanabilir.

Bir tarafı pişip tam olarak kızardığında ters çevrilir, tuzu ekilir, alt tarafı da pişene kadar bir daha elleşilmez. Alt tarafları da pişincek o tarafları da tuzlanıp her tarafları tuzlanmış olarak tabaklara alınır. Yinir.

Arkadaşlara "olm bi baktım kuma yatmış bu çıtı çıkmıyo; arkadan sessizce yaklaştım, elimle haa, iki elimle bi kavradım bunu, dizimin üstünde omurgasını kırdım... yok be abiii, hangi zıpkın ahahahaha..." diye ballandıra ballandıra anlatılır. Bloga tarif olunur, yalancı göt diye tarihe geçilir.

Votka Adabı - Alla Alla? Walla bak

Bizler kokteyl bardaklarda meyve suları ile karıştırıp içmeye alışmış olsak da aslında votka da aynen rakı gibi sofra içkisidir. İster ihtişamlı ister mütevazı, her türlü sofrada ama mutlaka en az üç beş çeşit meze eşliğinde tüketilen votka tekila kadehini andıran tek bardaklarda (tamam shot madem), sek olarak ve mutlaka buzzz gibi soğuk içilmelidir.[more]

Votka adabına uygun içilmediğinde yiğidi bozması açısından da rakıya benzer… Bir kere eğer amaç ucuz yollu sarhoş olmak veya biran önce kafayı bulmak, komalık olmak değilse, votka asla tatlı meyve suları ile ya da enerji içeceği vs. ile karıştırılmamalıdır (genel olarak B52, Tequila Boom, Absynth şeker karışımı vs. gibi kasıtlı yapılan zırzopluklar hariç hiçbir sert içki tatlı meyve sularıyla karıştırılmamalıdır). İlla bir şeylerle karıştırılması gerekiyorsa tercih domates suyu ya da limon suyu veya greyfurt suyu olmalıdır.

Tek bardak "tek" dikişte içilir, dibinde bırakmamak adettendir. Genellikle votkanın yanında ayrı bir bardakta ikinci bir içecek tüketilir –gırtlaktaki yangını söndürmek için. Bu da mümkünse tatlı bir içecek olmamalıdır. Hem faydalı olması hem de ağzı ferahlatmak açısından iyi iş görmesi nedeniyle genellikle domates suyu tercih edilir. Bu noktada, bira da çok güzel giderse de denenmemelidir, zira bira çok hızlı kana karıştığından, normalde acelesi olmayan votkanın da kanına girmek suretiyle direkt kafanıza girmeye ikna eder veee: eğer alışık bir bünye değilseniz oğlan eder; yok eğer alışıksanız o zaman da –sofradan adabınca kalksanız bile- gereksiz reklam yapmış; belki de beyefendi imajınızı silmiş; alkolizmi aşmış, ehlikeyiflik konusunda Bukowski'nin eline iki kere vermiş bir mujik olarak hatırlarda kalmış olursunuz (ben denedim biliyom)...

Genellikle kalabalık sofralarda muhabbet eşliğinde içilir. Sofradakiler sırayla söz alır, ahkam keser; ardından birinin, bir olayın, bişilerin şerefine kadeh kaldırılır. Siz de eşşek değilseniz kaldırmak, kaldırmışken içmek, içmişken dikip bitirmek zorunda kalırsınız... Zira şerefe kaldırmamak ayıp, kaldırıp da içmemek daha ayıp, içip bitirmemek daha bile ayıptır. Bay Alkolü Takdimimdir… Hal böyle olunca da 8 10 kişilik sofralarda kişinin kaşla göz arasında bir büyük bitirmesi işten değildir.

Bir büyük demişken; büyük mevhumlarımızın da farklı olduğunu belirtmek icap ediyor. Bizde büyük denildiğinde akla 70 cl gelirken buralarda 40 derece alkollerin litreliği, bir buçuk litreliği, 2, 3 hatta 5 litreliği mevcut.

Ayrıca, votkanın alkol düzeyi de çeşitlidir. Slav diyarlarında alkolün keskini (gerçek yüzdesine bakılmaksızın) 40-derece şeklinde anılır ama o gün servis edilen 40 derecenin gerçekte kırk derece olup olmadığı, neye göre kime göre kırk derece olduğu da şüphelidir. Samagon dedikleri ev yapımı votkanın alkol düzeyinin yüzde doksanı bulabildiğini belirtmekle yetiniyorum (yani götüne güvenmeyen patlıcan tarlasında gezmesin).

Uha (Balık Çorbası)

İstanbul'u bilemiyorum, ama burada kar yağıyor bugün. Şöyle havaya uygun bir tarif yazayım buraya; İstanbulum'da da balık mevsimi tam… Yap, iç, direnç verir… Bana dua et [more]

6 kişi için malzemeler
1.5 su bardağı soğan, piyazlık kesilmiş
1 adet defne yaprağı
8 10 adet tane karabiber
1/4 demet maydonoz
1/4 demet dereotu, sapları alınmış
1 tatlı kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı karabiber, taze çekilmiş
500 ila 750 gram balık artığı*
500 gram fileto balık**
2 yumurtanın beyazı
1 misket limonu, sosyete manavları laym diyor buna, çok keskin bir bıçakla dilimle, lime lime olmasın
(*) balık artığı derken, hani balığın filetosunu alırsın geriye kuyruğu kafası kılçığı kemiği kalır ya, onlardan bahsediyorum… özellikle, kafa ne kadar bol olursa tadı da o kadar süper oluyor.
(**) bu levrek olabilir, yağsız olduğu için pek önermiyorum ama çupra olabilir, beyaz etli herhangi bir balık olabilir. Ama bana sorarsan, barbun ya da tekir tercih et derim. Barbun ya da tekirden yapacaksan fileto çıkarmana gerek yok, temizleyip bütün bütün çak gitsin.

Büyücek bir tencere içerisine soğanları koyup bir iki dakika kadar çevir, bir buçuk litre kadar suyu, maydonozun yarısını –özellikle saplı kısımlarını, defne yaprağını, tane ve toz karabiberi, tuzu ve balık artıklarını ekle. Kaynayana kadar ateşi harlı tut; kaynadıktan sonra altını kıs. Kapağını kenarından bir parmak açık kalacak şekilde kapatıp bir saat kadar kaynamaya bırak. Arada bak, taşmasın.

Kevgir mi derler, artık süzgeç mi derler, o ince telli zımbırtıdan diyorum, makarna için olanından değil, al onu; hazırladığın kaynar karışımı onun içerisinden ayrı bir tencereye süz. Sonra tahta bir kaşık kullanarak, kevgir içerisinde kalan kemik, kılçık, maydanoz, soğan vs. artıklarını iyiiiice kevgire doğru bastırıp ezip süzmek suretiyle tüm o özsuyunu tencere içerisine akıt. Kevgirde kalan malzemeyi atabilirsin. Bu aşamada çorba suyunun tadına bir bak, gerekiyorsa biraz daha tuz, biber vs. ekle.

Şimdi arttırdığın yaprak maydanozları ve dereotunu incecik kıy, misket limonunu ince ince dilimle. Balık suyunu tekrar harlı ateşe koy, kaynamaya başladığında altını kıs ve balık filetolarını ekle. Zevkine göre, 3 5 dakika kadar pişir. FAZLA PİŞİRME, dağılmasın. Filetolar olabildiğince iri kalsın. Sonra ateşten indirip 6 çorba kasesi içerisine filetoları diz, üzerlerine ince kıyılmış dereotu ve maydonozları yığ, yığının en tepesine birkaç misket limonu koyarak süsledikten sonra çorbayı kaselere ekle ve servis yap. Priadna petit...

Yalnız bişi söylicem, sen kılıbıklığın da bokunu çıkartmışsın artık... 6 kişiye yemek yapmak ne demek yaa???

Şuba

Malzemeler (6 – 8 kişilik)
Lakerda, 200 gr
Pancar (ya da pancar turşusu), 3 adet ufak
Patates, 5 adet ufak
Havuç, 2 adet ufak
Salatalık, 2 adet iri
Yumurta, 4 adet
Kuru Soğan, 1 adet büyük, beyaz
Mayonez, bolca

Pancar ve havuçlar temizlenir, haşlama suyuna 4-5 kesme şeker ilave edilerek bir büyük tencere içerisinde haşlanır. Ayrı bir tencere içerisinde patatesler ve yumurtalar haşlanır. Bu malzemeler iyice haşlandıktan sonra soğumaya bırakılır. Yumurtaların sarısı ve beyazı ayrılır. Beyazlar ince ince kıyılır, sarılar ufak parçalara kesilp bir süre bekletildikten sonra (kuruduktan sonra yane) iyice ufalanır.

Her malzeme rondoda veya elde ince ince kıyıldıktan sonra aşağıdaki sıralamayla bir tabak içerisine yaklaşık 1er santimlik katmanlar halinde döşenir. Her katmandan sonra çok ince bir kat mayonez sürülür.

9. Yumurta Sarısı
8. Mayonez
7. Pancar
6. Havuç
5. Salatalık
4. Yumurta Beyazı
3. Soğan
2. Lakerda
1. Patates
(1 en alt, 9 en üst katman olacak)

Hazırlanan Şuba özlenmesi için buzdolabında 1 gün kadar bekletilir. Afiyet olsun.

Önemli Bazı Notlar:

  • Pancar boyar madde içerir. Kıza hava atacağım diye pahalı bir takım veya ipek bir rope de chambre ile hazırlamaya kalkarsanız meydana gelebilecek zarar ziyan için mesuliyet kabul etmem.
  • Hayatınızı kolaylaştırabilecek bir cümle: "Hayatım arkamdan mutfağı temizlemeyi kabul edersen sana denişik bişi yaparım".
  • Katmanların yerini değiştirmek isteseniz bile ilk üç katmanın sırasını bozmayın. Soğanın lakerdanın üzerinde, lakerdanın da patatesin üzerinde olması önemli.
  • Elle çalışacaksanız keskin bir bıçak şart.
  • Düz bir pasta kalıbının içerisine bolca mayonez sürüp yukarıdaki malzemeleri tersten (pancardan başlayıp patatese kadar) döşemeyi, daha sonra bir pasta tabağına ters çevirmeyi ve yumurta sarısını ondan sonra serpmeyi deneyebilirsiniz.
  • Rakı mezesi olarak deneyin. Mükemmel, dengeli tadının yanında, mayonezin içeriğindeki yağ, küp gibi içseniz bile masadan ayaklarınızın üzerinde kalkabilmenizi sağlar (Rusların bi bildiği var).

Kievde

Belki de 20 saatlik bir uykudan sonra, sabah 9 suları uyandım. Afyonum patlamadan sigara alma tribi olmasın diye dün geceden ayırdığım 2 sigarayı 2 fincan kahveye yoldaş ettikten sonra hazırlanıp dışarı çıktım. Doğru süpermarkete, sigara almaya.

Aslında sigara her köşe başında bulabileceğiniz büfelerde de satılıyor. Benim süpermarketi tercih etmemin nedeniyse kasada bulunan, toplam alışveriş tutarını alışıldık rakamlarla, gözün aşina olduğu ondalıklı formatta görüntüleyen LCD ekranlar. Bu ekranlar alışverişten sonra yaşanması muhtemel "hoptrivornik grivna zobadizoynik kopey pojaluysta", "hö, eksküz mi?", "bzzzzzzzttt, St. Petersburg wohahahaa" madaralığını kafadan bertaraf ediyor.

2 paket Marlboro için 9 grivna yazıyor LCD ekran, çıkartıp 20 grivna veriyorum. Anlamadığım, "bozuk yok muydu beyefendi" olduğunu sigara alma konusundaki 17 yıllık deneyimimden tahmin ettiğim Rusça sual karşısında gözlerimi kasadaki kızın lacivert gözlerine dikip bu tür zor anlarda her yabancının ilk başvurduğu joker cevabı yapıştırıyorum: "English please?". İşe yarıyor...

Karşılaştığım çoğu insan, özellikle de gençler İngilizce biliyor aslında. Ancak kendilerini bu dili asla konuşamayacaklarına ikna etmişler. "English please" dendiğinde örneğin, diğer kasaya dönüp "Natasha, şunu bozsana, ben bu gavura laf anlatamam şimdi" demeyi sizin yabancı bir dilde tırmalamak konusundaki azminize ortak olmaktan çok daha kolay buluyorlar. Bu da pek çok durumda sizin lehinize sonuç veriyor.

...

Kapısında "we have English menu" yazan bir kafeye giriyorum kahvaltı için. İngilizce menüyü kullanarak kahvaltı siparişimi veriyorum. Onunla da yetinmeyip bildiğim sınırlı sayıdaki Rusça kelimeyi İngilizceyle harmanlayıp sonuna "pojaluysta" ekleyerek elde ettiğim hibrit cümleleri jest ve mimiklerle güçlendirerek bir de alkolsüz frozen margarita tarif ediyorum garson kıza. Anlıyor. Aferin be... Bu sempatik turist tavrı genel olarak başarılı. Yalnız inşallah üzerime yapışıp kalmaz.

Garson kız biraz sonra siparişlerimi getirdiğinde frozen margarita için daha çok çalışmam gerektiğini farkediyorum. Olsun, onun getirdiği frozen meyve suyu da son derece lezzetli ve ferahlatıcı.

KAHVALTI 58.50 Grn + 8.50 Grn Tip

Salata, Zeytinyağı Soslu, taze kaşar, zeytin, marine çiğ patlıcan, salatalık, domates, soğan

Frozen Meyve Suyu, Karışık

Sebzeli Ispanak Soslu Krep

Filtre Kahve

Kahvaltıdan sonra elimdeki şehir haritasını açıp garson kızı çağırıyorum. "Pardon, Viborgskaya sokağı nerededir?" diye soruyorum. Elimle haritayı işaret ettiğimi anlayana kadar yaklaşık 1 dakika Rusça bir şeyler anlatıyor. Sonra "bidi bidi yapma haritada göster" demek istediğimi anlayarak gülümsüyor, parmağını haritanın üzerinde kısaca gezdirdikten sonra "vot" diyor. Vot noktası benim evin batısında; oysa ben doğuya, şehir merkezine doğru yürümüştüm. Anlaşılan Natalya'nın ofisi merkeze benim evden daha uzakmış. Artık yarın giderim.

Akroşka: Cacığın Eline Veren Cacık

Malzemeler (3-4 kişi ya da 2 hayvan için):

  • 4 orta boy salatalık
  • 4 katı haşlanmış yumurta
  • 250 gr dana/domuz jambon veya füme dana/domuz eti
  • 1 litre kefir
  • 1 demet dereotu
  • 2 adet taze soğan

İrice bir salata kasesi içerisine:

Salatalıkları, yumurtaları ve eti/jambonu (yaklaşık 0.5 x 0.5 cm olacak şekilde) ufak ufak doğrayın. Soğanları ince ince kıyın. Dereotunu (saplarını ayıklayıp aldıktan sonra) ince ince kıyarak yığına ekleyin. Kefiri ekleyin. Servis edin. Arzuya göre tuz, hardal, mayonez eklenebilir.

İkram edun baklavalu boreklu