Müstesna Bir Kişilik Olarak Türk Okuru

Ortalama Türk insanının tampon hafızası 5 kelimedir. Bu ne demek? Şu demek, 5 kelimeyi aşan cümle kurduğunda, kurduğun cümlenin 5 kelimeyi aşan kısmı dikkate alınmaz. Beğeni kararı ilk 5 kelimeye göre verilir. Devam et durma, aow yeah!!!...

Bill Hicks namı diğer Bay Şeytan

Dünya lunapark treninde bir tur gibidir. Ve insan zihni o kadar güçlüdür ki bu trene bindiğinizde bu trenin gerçek olduğunu sanırsınız. Tren fırıl fırıl döner, bir aşağı bir yukarı gider. Heyecan verici ya da korkutucu anları vardır ve son derece parlak renkleri ile çok gürültülü, çok eğlencelidir -en azından bir süreliğine. Daha uzunca bir süredir bu trende bulunan insanlar sorgulamaya başlarlar: "bütün bunlar gerçek mi yoksa bu sadece lunapark treninde bir gezinti mi"? Ve kimileri farkına varır ve bize gelerek "endişelenme derler, sakın kafana takma çünkü tüm bunlar lunapark treninde bir gezintiden ibaret"... Ve biz o insanları öldürürüz.

"Susturun şunu. Biz bu lunapark trenine çok para yatırdık. Susturun. Endişeden çatılmış kaşlarıma bakın. Kabarık banka hesabıma ve büyük aileme bakın. Tüm bunlar gerçek olmalı". Tüm bunlar aslında lunapark treninde bir gezintiden ibaret. Ama bunu bize anlatmaya çalışan o iyi adamları hep öldürüyoruz. Fark ettiniz mi? Ve ortalığı iblislere bırakıyoruz. Ama aslında hiç önemi yok çünkü bu hayat lunapark treninde bir gezintiden ibaret. Ve biz onu dilediğimiz anda değiştirebiliriz. Korkunun gözleri kapınıza daha büyük kilitler takmanızı, silah edinmenizi ve kendinizi tecrit etmenizi söylüyor. Sevginin gözleri ise herkesi BİR kabul etmeyi söylüyor.

Dünyayı değiştirip onu daha güzel bir gezinti haline getirmek için ne yapabiliriz biliyor musunuz, hem de hemen şu an? Her yıl silahlanma ve savunma için harcadığımız onca parayı alın ve o parayı silahlanma ve savunma yerine dünyanın fakirlerinin beslenmesi, giydirilmesi ve eğitimi için harcayın; tek kişi bile unutulmasın. İşte o zaman, sizi temin ederim, sonsuza kadar barış içerisinde uzayın tüm derinliklerini hep birlikte keşfederiz.


Ve Ortaparmak diyor ki: İlginç olan nedir biliyor musunuz? İlginç olan, yukarıdaki sevgi mesajını en büyük şovunun kapanış konuşması yapan o zeki ve sevgi dolu insana dindar kesimin Goatboy ve "Mr. Satan" (Şeytan Suretli Çocuk / Bay Şeytan) lakabını uygun görmüş olması... Yaşasaydı "siktir edin o amına kodumun mallarını" derdi. Bal damlardı ağzından...

Yukarıdaki hızlı çevirinin orijinali ise şöyle:

The world is like a ride in an amusement park. And when you choose to go on it you think it's real because that's how powerful our minds are. And the ride goes up and down and round and round. It has thrills and chills and it's very brightly coloured and it's very loud and it's fun, for a while. Some people have been on the ride for a l ong time and they begin to question: "Is this real, or is this just a ride?" And other people have remembered, and they come back to us, they say: "Hey, don't worry, don't be afraid, ever, because this is just a ride." ... and we kill those people.

Ha ha, "Shut him up. We have a lot invested in this ride. Shut him up. Look at my furrows of worry. Look at my big bank account and my family. This just has to be real." It's just a ride. But we always kill those good guys who try and tell us that, you ever notice that? And let the demons run amok. But it doesn't matter, because it's just a ride. And we can change it anytime we want. It's only a choice. No effort, no work, no job, no savings and money. A choice, right now, between fear and love. The eyes of fear want you to put bigger locks on your doors, buy guns, close yourself off. The eyes of love instead see all of us as ONE.

Here's what we can do to change the world, right now, to a better ride. Take all that money we spend on weapons and defense each year, and instead spend it feeding, clothing and educating the poor of the world, which it would many times over, not one human being excluded, and we can explore space together, both inner and outer, forever, in peace.

Hayat Adamı Yontuyor

Bazen hayatın çok kolay bir şey olduğunu düşünüp rehavete düştüğümüz oluyor. Hatta bazılarımız için o rehavet bir yaşam biçimi oluveriyor. O diziler, o gazete haberleri, o internet siteleri, o dergiler, o video oyunları, bütün bunların yarattığı o sahte gündem... Gerçek hayatlarımızın yerini alıyor. Öyle ki hepimiz, yavaş yavaş, peyder pey, hiç hissettirmeden yok olup, yerimizi üç otuz genel kültürüyle senaryo yazmaya soyunmuş dallama holivud senaristlerinin kokain kafasıyla uydurduğu yalancı kahramanlara bırakıyoruz. Hello My Child, step forward! Ve kahraman sağdan girer...Devam et durma, aow yeah!!!...

Savaş Bir Katakullidir

Ben demiyorum. Amerika Birleşik Devletleri Onur Madalyasını iki kere haketmiş, Amerika Birleşik Devletleri ordusunun eski Orgenerali Smedley D. Butler söylüyor. Tam olarak şöyle söylemiş:

Savaş bir katakullidir. Hep de öyle olmuştur. Savaş muhtemelen en eski, kesinlikle en kârlı ve elbette en zalim katakullidir. Ve uluslararası ölçekte yürütülen tek katakullidir. Kazançların dolar cinsinden kayıpların ise insan hayatı cinsinden ölçüldüğü tek katakullidir. Sanırım katakulliyi en iyi “aslında insanlara lanse edildiğinden çok farklı olan şey” olarak tanımlayabiliriz. Sadece az sayıda “içeriden” insandan oluşan bir grup işin aslını bilir. Az sayıda insanın çıkarı için, çok sayıda insan feda edilerek gerçekleştirilir. Az sayıda insan savaştan çok yüksek kâr ve kazanç sağlar.

On Emir - Corc Karlin (Türkçesi)

Click here for English version


"George Carlin'in On Emir Yorumu koparıcı. Diyalektiği titretip, materyalisti kendine getirip taassubu algının kapılarından geçirmeyerek eşikte ırzına geçiyor" - Nev York Taymz
"Dayıoğlunu pıçakladım ben bunun yüzünden" - Kör Saim
"George, anamı da al git burdan" - RTE


On Emire itirazım var. Şöyle ki: neden on? Onuna birden gerek yok. Bence emirler listesi, on emir elde edebilmek için kasten ve suni olarak  şişirilmiş. Bu liste bariz olarak “vatkalı” bir liste. Bakın şöyle oldu:

Devam et durma, aow yeah!!!...

On Emir - Corc Karlin (Ten Commandments by George Carlin)

I have a problem with the Ten Commandments. Here it is: why are they ten? We don’t need ten. I think the list of commandments was deliberately and artificially inflated to get it up to ten. It’s clearly “a padded list”. Here is how it happened:

About five thousand years ago, bunch of religious hustlers got together to figure out how they could control people and keep them in line. They knew that people are basically stupid and would believe anything they were told. So these guys announced that God, God personally, had given one of them a list of ten commandments that he wanted everyone to follow. They claimed that the whole thing took place on a mountain top, where no one else was around.
Devam et durma, aow yeah!!!...

40 Years in Comedy II - George Carlin

Evet dostlar, söz yalana geldiğinde, hem de yalanın kuyruklusuna böyle; yalan vaatlerin ve abartılmış iddiaların gelmiş geçmiş en büyük ağır-siklet şampiyonu önünde hepimiz saygıyla eğilmeliyiz: dinden bahsediyorum. Kurumsal dinden. Rakipsizdir… Apaçık, aşikar, gelmiş geçmiş en büyük uydurma hikaye dine ait. Düşünün bir kere. Din insanları gökyüzünde yaşayan görünmez bir adamın varlığına inandırdı. Bu adam her gün her dakika her yaptığınızı seyrediyor. Ve görünmez adamın gönderdiği 10 kalemlik bir liste var; yapmanızı istemediği şeylerin listesi. Ve eğer bunlardan herhangi birini yaparsanız sizi sonsuza değin ateşler dumanlar arasında yanacağınız, işkence göreceğiniz ve zamanın sonuna kadar çığlık çığlığa acı çekeceğiniz özel bir yere gönderecek… Ama sizi seviyor. Sizi seviyor…

Sizi seviyoooor ve paraya ihtiyacı var. Sürekli paraya ihtiyacı var. O rahman, rahim, onun gücü her şeye yeter, ama işte sadece para tutmayı beceremiyor… Din her yıl milyarlarca milyarlarca dolar kazanç sağlıyor, vergi de vermiyor ama her nedense sürekli paraya ihtiyaçları var. Bu çoook karlı bir dolap... Ah ufacık bir kısmı da bana düşse var ya… Off diyorum!


Folks, when it comes to bullshit, truly major league bullshit, you have to stand back before the all-times heavy-weight champion of false promises and exaggerated claims: religion. Organized religion. It's no contest. Religion easily, easily, has the best bullshit story of all times. Think about it. Religion has convinced people that there is an invisible man living in the sky, who watches everything you do every minute of everyday. And the invisible man has a list of ten specific things that he doesn't want you to do. And if you do any of these things, he will send you to a special place to burn in fires, in smoke and torturing for you to live forever and suffer and burn and scream until the end of time… But he loves you. He loves you.

He loves you, and he needs money. He always needs money. He's all powerful, all present, all knowing, and all wise, just can't handle money. Religion takes billions and billions of dollars, they pay no taxes, and somehow they always need money. That's a good bullshit story. If I may be permitted only a small pond... Holly shit!

Corc Karlin - 40 Years in Comedy

Meraklısına: http://www.georgecarlin.com
Ayrıca: Bu Sitede Corc Karlin

I'm a mad man

Sabah erken kalktım, kendi sitemi hek eyledim. Dananın birinin yarım bıraktığı kodları tamamladım. Çükümün başına benzeyen tasarım hatalarını düzelttim. Tembel pezevenk, dedim, başka küfürler de ettim. Elim değmişken bir de Ajax-perver ettim siteyi... Oooh. Sonra dedim, lan bi de modal dialog koyayım AJAX ilen, bu ineğin sitesinden refere olup gelenlere diyeyim ki "o seni gönderen yavşağa söyle, iki ayda bu siteyi anca ebesinin amına benzetti, hala toparlamaya uğraşıyom. Bi de referans gösteriyor ammmcık. Cık cık cık. Esef et ona, hatta sen de siktir git hadi, hadi leeen". Sonra sitireeeet dedim. Bebe ilen bebe olma.

Yoksa koyayım mı lan? Şeklinde böyle gidip geliriken bi de baktım Ukrayn-siki cipiarese rağmen yılmayıp vazgeçmeyip indirekoduğumunun programı, tam 7 gün 14 saat sonra bugün öğle sularında tamamlanarak beni gözyaşlarına boğmuş-masın mı? Way beee. Derken, çalışması için 180 megaabaytlık başka bir programa ihtiyaç duyduğunu fark ettim. Sildim gözümün yaşını. Onu indirekodum bu sefer. İndireyazıyor halen, "Allahtan başka" bi mani gelmezse 16 saate bitecek.

Sonra bahçeye dalayım dedim. Daldım da netekim. Bahçenin bellenmesi gerekiyor mart ayı içinde. E bugün de martın biri, içindeyiz yani çemberin. Aldım beli daldım bahçaya, yarım saat sonra tel çaldı. Soluk soluğa "Alooohh", "Ne o be, seks ortasında mı yakaladım seniii" dedi telefondaki (kimliği sizi ilgilendirmeyen) ses. "Sayılır, kadın bulamadım teyemmüm yapıyom". O ne be dedi telefondaki (kimliği sizi ilgilendirmeyen) ses. Dedim "toprağa sürtüyorum," ahahah, şeklinde günlük dini ve vicccdani değerlere saldırı dozumu da aldıktan sonra telefonu kapattım yüzüne. Bu beni günaha soktuğun içindi kaltaaak… Gerçi karı kristiyan annamamıştır teyemmümün noolduğunu, haluk kafayı sıyırdı sanmıştır. Olsun, peşin fikirli kaltaaak. Telefonu dut ağacına çarptım, aha bu da arkamdan deli diye konuştuğun içindi.

Aslında bugün sizlere homo-sovyetus'dan bahsetmek istiyordum. Ama iflahım sikildi; başka gün kısmetse. Bahçe mi? Bitti sayılır, 20 metre karesini belledim çapaladım; kaldı 980… O da biter ya.

Amok Run

Elde patlamak üzere olan ideallerin elden çıkarılma yaşı 35 yaş. Bir nevi tasfiye nedeniyle maliyetine satış...

Rüzgar ilerilerden kızlı erkekli bir grubun söylediği bir Rus türküsünü taşıyor kulaklarıma. Belki de Balaklava savaşında nasılda verdikidi Türklerin eline heyheeeey diye çığırıyorlar. Çığırırlar, hakları, verdiler, memleketleri… Üstelik sadece Türk'ün değil, İngiliz'in de, Fransız'ın da eline verdiler aynı savaşta… Yüz küsur yıl sonra bile türküsü söylenir yani, yadırgamadım. Önemli olan bu soğukta dışarıda takıldıklarına göre bayağı bir içmiş oldukları, neşeli oldukları… Alkolü bıraktım mı ki ben harbiden? İçmemekle alkol bırakılıyor mu?

Radyonun, televizyonun, amarigan filmlerinin, enteller için sinema festivallerinin önümüze serdiği zevkler ve idealler bohçası içerisinden olmuşlarından üç beş zevk ve belki birkaç da ideal seçip, eldeki hor kullanılmış ideallerle artık zarar vermeye başlayan zevkleri elden çıkarıp, yepisyeni ideallerle yepisyeni bir hayata atılmanın zamanı geldi de geçiyor herhal... Zira mevcut idealler tek tek elde patlıyor ve elden çıkarılan zevklerin de yerine yenileri konulmazsa sonuç amok-run olacak.

Elbette böyle bir işe girişmeden oturup amok run'a bir de Türkçe karşılık bulmam ve wiki'deki açıklamasını anlaşılır bir Türkçeye düzeltmem gerekecek. Öyle ya, kendi ölüm sebebimin adını koyma işini TDK'ya ya da korsan VCD çeviren bir çömeze bırakamam herhalde. Öylesi çok boktan bi ölüm olurdu.

Aaa buldum bile. Amok Run: vuruşarak ölmek (buruşarak ölmekten iyidir)…

in god we trust, everyone else pays cash

"Makul kişisi kendisini dünyaya adapte ederken mantıksız kişisi dünyayı kendisine adaptırmaya kastırır; o nedenle her türlü ilerleme mantıksız kişisine bağlıdır" (the reasonable man adapts himself to the world; the unreasonable one persists in trying to adapt the world to himself. therefore, all progress depends on the unreasonable man) - George Bernard Shaw Devam et durma, aow yeah!!!...