Sosyal Medya ve Ortasından Sıkılmış Kadınlar

Ben: Çok yaşlı. Çok genç. Çok şişman. Çok çocuk. Çok kokoş. Çok zayıf. Bu olabilir. Bu çok şişman. Çok yaşlı. Çok yaşlı. Çok şişman. Bu çok zayıf. Bak bu olur. Çok zayıf. Çok felfecir bakıyor, kesin motor. Çok yaşlı. Çok flu. Çok kokoş. Çok tiki...

İç ses: 47 dakka oldu, hala hatun fotoğrafı mı seçiyorsun?

Ben: Ne var olm. Online sosyalleşiyorum. Sana kalsa her gece yastığa sarılıp uyuyalım…

Çok çocuk. Çok çocuk. Bunun yaşı bile tutmuyordur bu site i çin. Çok salak. Çok kokoş. Çoook kokoş. Ya bir de yat önünde çektirmiş hatun… Marin motor. 1200 beygir. Açık denizde 100 knot koyar bana mısın demez bu...

İç ses: mesaj veriyor işte, olacaksa zengin olsun, mutlaka yatı olsun. Ne var bunda?

Ben: İnsan tipine bakar da mesaj verir. Çok zayıf. Çok tombul. Çok çirkin hem de çok tombul. Çok yaşlı. Çok zayıf. Çok çirkin. Çok genç. Çok zevksiz. Aha bu olur.

İç ses: O kız sana bakar mı lan? Onun kesin profesyonel futbolcu sevgilisi, hatta sevgilileri vardır, belki golfçü bulurum umuduyla üye olmuştur siteye.

Ben: Bi siktir git. Çok kırıcı. Çok camış. Çok… Kesin kilo alır bu 2 seneye. Haha camışa bak. Sonbahar yaprakları toplamış bir de. Lan bunun neresi 29 yaşında? Hahah, “ömrümün sonbaharındayım” mesajı veriyor açık açık. 29 yaşındaysa çok erken çökmüş. Eroinman mı acaba? Çok müptezel...

İç ses: Müptezel mi? Söyleyene bak. Lan senin içtiğini Jim Morrison içmemiştir be… Bir de kadına eroinman demez mi.

Ben: Morrison’ın kalbi zayıfsa ben ne yapayım? Bu alemde Steven Tyler, Keith Richard ve ben… Steven da dünyayı içti ama top modellerle düştü kalktı. Biz her şeyin “güzelini” hak ediyoz cigerim.

İç ses: Madem hak ediyon da ne bok yemeye internet sitelerine kadar düştün ki? Şu sitede senden başka gerçek insan profili var mı acaba?

Ben: Olm 21 y.y. şeysi bu. Eskiden insanlar baloda bilmem nerde tanışırmış, şimdi de böyle kaynaşılıyor. Ayak uydurun biraz.

İç ses: Sen de çık partide club’da sosyalleş yarraaam.

Ben: Efendi ol sikmiiim dalağımı. O club senin bu club benim gezdim de ne oldu? Her yerde elektronik müzik çalıyor. Dans sevmem… Bara takılıyoz direkt, oraya da bol bol fahişe uğruyor. Artı eskisi gibi sabah 6lara kadar gezemiyorum. Bünye kaldırmıyor evlaaadım.

İç ses: İçin geçmiş senin.

Ben: Ay sen çok gençsin. Vereyim direksiyonu sen takıl bakayım bir ay. Görelim bakalım skoru...

Aaa, senin futbolcu sevgilisi dediğinden mesaj geldi. 2 çocuğu varmış olm… 25 yaşında karının 7 yaşında çocuğu nası olur lan? Bak bir de piçiyle çektirmiş fotoğrafı. Çocuklarıma baba arıyorum mesajı veriyor. Ama ilik gibi de hatunmuş bea... Var var, gideri var bunun.

İç ses: Çok çaresizim mesajı veriyorsun şu anda.

Ben: Yalnızım olm… Hem kadın taş baksana.

İç ses: Kesin eski fotoğraflarıdır. İki çocuk doğurduysa üstünden kamyon geçmiş gibi bişidir o şu anda. Ona fırıncı küreği olsa kar etmez.

Ben: Hayvansın. Sana o kadar söylüyorum. Siktir git iç ses.

İç ses: Yalan mı lan? 7 yaşındaki çocuğa bak. Nerden baksan 10 yaşında gibi duruyor piç. O çocuk benden çıksa bende jenital mi kalır?

Ben: İki kere hayvansın. Mamafih çok follofoş. Çok bebe. Çok çirkin. Çok… Bu ne lan? Neden ters fotoğraf koyarlar? Allahtan laptop kullanıyoz da ters çevirip bakabiliyoz. CRT monitör kullananlar ana avrat küfrediyordur bu karıya. Taşmış yalnız bu. Çok süper.

İç ses: Yok baba ben tasvip etmiyorum bunların hiçbirini.

Ben: Babam mısın lan? Tasvip ne hem? Kaldı mı öyle Türkçe?

İç ses: Olm biz bu kadar düşmemeliyiz bence ya. Yani internet sitesinden hatun indirmeler falan...

Ben: Dallama, senin barlardan kaldırdığın hatunları da biliyoruz. Bir kısmı kabuslarıma giriyor. Senin yüzünden haftada bir AIDS testi yaptırıyorum lan. Tıbbi tahlil laboratuarından VIP kartımız var şerefsiz.

İç ses: İyi de hep kafa bi dünyayken bana devrediyorsun. Ben de eldeki imkanları kullanıyorum. Ne yapayım? Bi gün de kütüphaneye götür orada ver direksiyonu bana... Hep bar hep disko. Ne sıçtın elime yani... Hem senin şu geçenlerde kaldırdığın hatun, Lera mı neydi? Ona ne demeli?

Ben: Olm, ilik gibi kızdı işte.

İç ses: ilik gibiydi de kız değildi. Onun da iki çocuğu olduğunu öğrenmedik mi sonradan?

Ben: Bu Ortodokslarda boşanma yok hacı. Öyle olunca napıyorlar? Resmi nikah kıyıyorlar, kilise nikahını sonraya bırakıyorlar. Neden? Çünkü dinen boşanma yok. Bir kere kilisede evlendin mi ömür boyu evlisin. O yüzden çok çocuklu hatun var flört piyasalarında. Hem biz sankim kız oğlan kız mıyız lan?

İç ses: Sıççam senin mantığa bürümene. Olm koy götüne, biz yine nefis köreltelim. Çıkalım bi bara afedersin. İlk ahlaksız teklife atlayalım. Böyle site mite,,, ters bize.

Ben: Bana da bay geldi aslında. Neden tüm fotoğraflar tek tip lan? Yatak üzerinde iç çamaşırıyla. Denizde mayoyla. Araba kaputu üzerinde, seksi. Barda şerefe ederken. Koltuğa sırt üstü uzanmış başını yere doğru eğmiş vaziyette. Kırda piknikte, yeşilde, doğada… Her kadının profilinde bunlardan en az biri var.

İç ses: Ne yapsın? Sıçarken mi çeksin? Seksi budur demişler, o da o role bürünmüş işte. Haa sonbahar yaprakları var bir de...

Ben: İyi de bi ömür bu kanapede ters dönmüş karıyla geçer mi mesela?

İç ses: Bira bitti.

Ben: Farkındayım. Yalnız ohaaa, bu kadın mı 28 yaşında? Ananem yaşında lan bu…

İç ses: Yok olmayacak bu böyle. Bence biz bir uyuşturucu taciri falan bulalım. Boş kafayla çekilmiyor bu işler. Senin hoşuna gidiyor olabilir ama beni geriyor yane.

Ben: Türkiye’yi özledim.

İç ses: ağzımdan aldın.

Erkin Babadan Her Aşkın Kronolojisi

Önce estarabimdir, burun kıvırırsın ama o ne dünden razılıktır, istesen bile istemezsin... [mp3:1estarabim.mp3] [more]

Sonra söylenir banadır, laf taşırlar çirkin kızlar sen de düpedüz yazarsın kıza...

[mp3:2soylenir.mp3]

Sonra gaddar’dır, yenge ince ince cep yakmaya başlamıştır da isyanlardasındır...

[mp3:3gaddar.mp3]

Sonra ilk kavga gelir, aşk oyunudur, neden böyle değişmiştir gözlerinin bakışları?

[mp3:4askoyunu.mp3]

Sonra, deli kadındır, sumsuğu vurup kıvılcım çıkartmak istersin o çok sevdiğin sıfattan, çok karmaşıktır...

[mp3:5delikadin.mp3]

Sonra aşkımız bitecektir, incede ince mesajlar verilir, bak akıllı ol, alırım aklını deyu...

[mp3:6askimizbitecek.mp3]

Artık iş çığrından çıkıp fena restleşilmiştir, ne ölüsüne ne ölüme hali, yani “anma arkadaş” (doktor bey damarı bulamıyoruz)...

[mp3:7anmaarkadas.mp3]

Sonra arap saçıdır, doktor der ki “budur bunun ilacı”...

[mp3:8arapsaci.mp3]

Sonra çöpçülerdir, giderek yalnızlar rıhtımıdır (doktor hastayı kaybediyoruz)...

[mp3:9copculer.mp3] [mp3:10yalnizlar.mp3]

Sonra karıya kıza tövbe edip köpek alırsın, gel aramıza gel cici topik dersin (ki bulamadım o güzide parçayı, sori)

Kopirayt dediğin nedir ki gülüm? Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi...

Kris Rak: Kadınlar ve Erkekler

Sevdiğim bir diğer Amerikalı komedyen de Chris Rock. Barrack Obama'nın seçilmesinde büyük rol sahibi bu adam. Obama'nın gittiği her yere gidip, Obama konuşma yapmadan önce kısa süreli bir politik-şov yaparak milleti ısıtırdı. Aşağıda 1999 tarihli Bigger and Blacker isimli gösterisinden alınma kadınlar ve erkekler konulu rutinleri var.

Kadınlar ne ister ben biliyorum. Kadın ne ister? Her şeyi! Kadın her bir boku ister. Kadın sanki hayat indirimli alışverişmiş gibi davranır. Dükkanlar kapanmadan alabileceği her şeyi almak peşindedir. Kadın işte bunu ister: her şeyi! Peki erkekler ne ister onu biliyor musunuz? Erkek ne ister? Yemek, seks, huzur... Bu kadar. Beni besle, benle seviş ve bi sus a.q. [more]

...

Kimler daha büyük yalancı? Kadınlar mı erkekler mi? (kalabalıktan: erkekler! kadınlar! erkekler!...). Erkekler daha sık yalan söyler, kadınlar ise daha büyük yalanlar söyler. Biz erkekler sürekli yalan söyleriz. Peki erkeklerin tipik yalanları nedir biliyor musunuz? “Tony’lerdeydim”. Erkeğin tipik yalanı budur. Bir kadının söyleyeceği yalanlar ise örneğin “bebek senden” gibi büyük yalanlardır... Hepimiz en az bir kere duymuşuzdur bu yalanı. Hadi canım, bana benzemiyor bile. Eeerh, şapkası sana çekmiş!

Kimler daha büyük yalancı? Kadınlar daha büyük yalancı. Bir bakın kendinize! Hepiniz kendinize bir bakın! Sen yalancısın. Sen de yalancısın a.q. Sen, sen, sen sen sen, sen, sen ve sen, hepiniz. Görsel yalancılarsınız. Bir bakın kendinize. Yüksek topuklu giymişsin, boyun o kadar uzun değil ki. Makyaj yapmışsın, yüzün aslında o kadar güzel değil. Postiş takmışsın, saçların o kadar uzun değil. Sen de wonderbra giyiyorsun, memelerin o kadar dik ve diri değil. Kadınlarla ilgili her şey yalan. Ve benden sana doğruyu söylememi mi bekliyorsun? Siktir oradan!

Biz erkekler yalan söyleriz. Bizim hayatımız yalandır. Bizi deli eden de budur işte: her akşam kendimizi bir yalanı yaşar buluruz. Örneğin bu salondaki her erkek evinin bir yerinde porno saklıyordur. Buradaki her erkeğin bir yerlerde bir porno zulası mutlaka vardır. Ve sadece buzdolabının arkası ya da yatağın altı gibi klişe yerlerde de değil. İş porno saklamaya geldiği zaman biz erkekler batman gibiyizdir. Şamdana dokunursun kitaplık yana kayar, karanlık bir koridordan geçip iki kat aşağı inersin: porno mahzenine. Ahhh...

Yine de kadınlar pornoyu mutlaka bulur. Kadınlar mutlaka bulur o pornoyu. Üstelik zulaladığınız yerde de değil, yo yo. Kadın pornoyu nerde bulur? DVD’nin içinde! Ve erkeğin içi içini yer: lanet olsun, nasıl porno CD’yi DVD’nin içinde bırakacak kadar aptal oldum ben? Nasıl olduğunu söyleyeyim: çünkü adamım, asılırken beyne kan gitmiyor ki. Beynin bulutlu ve sisli oluyor o anda...

...

Beyler, konuşmanız şart. Kadının en büyük şikayeti budur: konuşmuyorsun. Hiç konuşmuyorsun! Hadi konuşalım... Doğru. Kadınlar konuşmaya bayılır. Kadınlar konuşmayı seviyor. Ama kadın “konuş” anlamında konuşmayı sevmiyor. Kadınlar aslında dinlememizi istiyor. Biz dinleyeceğiz, onlar konuşacaklar. Aslında kadınınızın sizden tek istediği onun hikayesini anlatabilmesini sağlayacak doğru soruları doğru zamanda sormanız. Siz ortalayacaksınız, o golü atacak. Beyler, kadınınızı mutlu etmek istiyor musunuz? Tek yapmanız gereken “günün nasıl geçti aşkım?” diye sormak. Günün nasıl geçti? Hayatım, gü-nün-na-sıl-geç-ti? Çünkü “günün nasıl geçti” bir kadın için 45 dakikalık sohbet fırsatı demektir. Ve bir erkek olarak sizin konuşmanız da gerekmez hani. Tek yapmanız gereken “konuşur” gibi yapmaktır. Şöyle mesela: aaa?, hadi canım? Bırak şimdi! İnanmıyorum sana. Kıyamam. Gerçekten mi? Hadi canım. Bırak şimdi! İnanmıyorum sana. Yok artık? Ben sana o sürtük deli demiştim! Bir noktada “sana o sürtük deli demiştim”’i deyivermeniz şarttır. Neden mi? Çünkü her kadının işyerinde çekemediği bir başka kadın mutlaka vardır. Ve kızlar, siz her şeyi abartıyorsunuz. Her şeyi abartılı bir iktidar savaşı gibi lanse ediyorsunuz. Mesela: beni yok etmeye çalışıyor! Neden bahsediyorsun sen? Senin işin J.C.Penney’de hediye paketi yapmak. Ne yapıyor yani? Paket kağıtlarını mı yırtıyor?

Guido Argentini (Foto)

Aşağıdaki fotoğraflardan ilkine FriendFeed’de denk geldim. Biraz araştırınca hem aynı seriden birkaç fotoğraf buldum, hem de çeken yetenekli fotoğrafçının adını öğrendim.[more]

Guido Argentini (www.guidoargentini.com) Floransa’da yaşayan İtalyan bir sanatçıymış. Gerisi sitesinde var zaten. Hasedimden çatladım...

 

Taşşş

 

Taşşş

 

Taşşş

 

Taşşş

 

Taşşş

 

Taşşş

 

Taşşş

 

Taşşş

Kiev Kızları (Foto)

Evet, her geldiğimde arkadaşlar kafamın etini yiyor: “olm fotoğraf çeksene lan…” şeklinde. Ama sokakta yürüyen insanın fotoğrafını (durduk yerde) çekmek de pek bana göre bişi değil. Zaten sokakta sıradan insanların fotoğrafını çekememem fotoğrafı bırakmamın en önemli sebeplerinden biriydi. Çok şey kaybetti yani sanat dünyası benim bu içine kapanık hallerim yüzünden.

[more]

Ama Tanya yengenize dua edin olm bak. Bugün 3 corona attım onun yanında, sonra aşağı kafeye inip 3 corona da orada çaktım, güneşin alnında. Ooooh, kafam bi binbeşyüz sölemesi ayıp. Dedim “lan nolcak? Abazan Türk derlerse desinler, arkadaşlarımı mı kıracam?” Ve işte böylece, aşağıdaki fotoğraflar doğdu. Hormonal sorunu olmayan her erkek gibi, benim favorim de sondaki. Ama uyanıklık yapıp sondan başlamayın bakmaya, çıtayı yükseltmeyin durduk yerde… Ondan başlarsanız diğer resimlerden bir tat almazsınız…

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Kiev Kızları

Deniz Mahsullü Rigatoni

Erkek kadına yemek yapar sanılır, çapkınlığından. Ama öyle değildir. Erkek kendine yemek yapar. Hatun kişi sofra dekorudur. Şarap ve kadın güzel bir yemeği tamamlar; asla aksi değildir.

[more]
[more]

Malzemeler:

  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Yarım su bardağı ince kıyılmış soğan
  • 4 diş sarımsak, dövülmüş ya da ince kıyılmış
  • 1 kutu küp doğranmış konserve domates
  • Yarım su bardağı rendelenmiş havuç
  • Yarım su bardağı kırmızı şarap
  • Rendelenmiş limon kabuğu, bir taze limondan
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • Yarım tatlı kaşığı tuz
  • İsteğe bağlı olarak, pul biber ya da kırmızı toz biber
  • Bir paket (500 g) Rigatoni makarna
  • 18 adet orta boy karides, ayıklanmış
  • 250 g deniz tarağı, ayıklanmış
  • 24 adet tuzsuz siyah zeytin,
  • 1 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz

Öncelikle, eğer taraklar ayıklanmamışsa, kendiniz ayıklayacaksınız. Bu işin en kolay yolu aşağıdaki videoda açıklanıyor. Dikkat edin bıçak keskin olmasın ki elinizi kolunuzu yarmayın.

Hazırlanışı:

Teflon tavayı orta ateşte yanan ocağın üzerine koyun. Zeytinyağını ekleyip yağın kızmasını bekleyin. Yağ kızdığında soğanı ve sarımsağı ekleyip 3 4 dakika kadar kavurun. Domatesi, havucu, şarabı, limon kabuğunu, kekiği, tuzu ve biberi ekleyin. Kaynamaya başladığında altını kısın ve deniz mahsullerini ekleyin. Kısık ateşte 30 dakika kadar pişmeye bırakın.

Sos pişerken bir makarna tenceresinin içerisine en az 3 litre su ve bir kahve fincanı kadar tuz koyun ve kaynatın. Su iyice kaynadığında  rigatoniyi ekleyin. Arada sırada karıştırarak 10 dakika kaynatın. Rigatoniyi süzün ve soğuk suyla iyice durulayın. 30 dakikalık süre dolup da sos hazır olduğunda, zeytinleri ve rigatoniyi sosun içerisine ekleyin, iyice karıştırarak 2 3 dakika kendine gelmesini bekleyin. Tabaklara servis yaptıktan sonra maydanoz serpiştirerek süsleyin ve sofrada karabiber değirmeni bulundurmayı da ihmal etmeyin.

I'm Fuckin' Matt Damon

Efendim bir varmış, bir yokmuş, Jimmy Kimmel adında bir dallama talk show sunucusu varmış. Bu dallama eskiden Sarah Silverman adında bir komedyenle çıkarmış. Jimmy, şovuna Matt Damon katılmadığı halde, her şovunun sonunda "Efendim şovumuza Matt Damon da davetliydi ama, vaktimiz kalmadığı için kendisini ağırlayamıyoruz. Başka zaman kısmetse" diyerek şovu bitirirmiş. Bir gün, şova Matt Damon da (gerçekten) davetlidir. Bu Jimmy dallaması şovunu yine "vaktimiz kalmadığı için Matt Damon'a yer veremiyoruz..." diye bitirmesin mi... Matt Damon çıldırmış tabi.

İşte Jimmy Kimmel'in yukarıdakine benzer dallamalıklarından ötürü Jimmy'nin eski sevgilisi Sarah Silverman ile Matt Damon aşağıdaki klibi çekmişler. Sarah bir punduna getirip Jimmy'nin şovunda bu VTR'yi yayına sokuyor. Meali, "Matt Damon'la bipişiyorum"... Jimmy daha sonra bu videoya cevaben "Ben Affleck"le bipişiyorum" diye bir video çekmiş, o videoda Hollywood"un yarısını oynatmış ama ne fayda...

Matt Damon'ın "on the bed, on the floor, on a towel by the door, in the tub, in the car, up against the mini-bar" (yatakta, yerde, kapının yanına serdiğim havlunun üstünde, küvette, arabada, minibara dayayıp ayakta) şeklinde vokal yaparkenki orgazmik yüz ifadesi işte bundan kaynaklanıyor...

on the bed, on the floor,
on a towel by the door,
in the tub, in the car,
up against the mini-bar

Haluk, bana tokmakçı bul lan allahsız

Mıraaaaaw, mırraaaaooow, mıırraaaaaw, mıırraaoooow… "Marfa siktir git dışarı bi vurdur rahatla hadi". Mırraaaw, mırraaaooow, mırraaaaw… "Marfaa, çık dışarı," dedim ve attım pencereden.

[more]

Bahar geldi eywallah, seks istiyor bünye, ona da tamam. Ama anlamadığım konu damda bi ton erkek kedi de benzer şekilde miyavlarken bu salağın ortalarda mırraaaw diye yana yakıla dolaşması. Yanıyor hayvan ya. Hayvanlara özel bişi de değil aslında, günlük beşeri hayatta da 20 küsur yıldır vurdurmamakta inat etmiş, cinsel(sizlik) sorunları nedeniyle kafamızın etini yiyen kız kuruları yok mu? Aynı hesap işte.

Benim annemin yakın arkadaşları, yakın bi arkadaşımın da teyzesileri iki kız kurusu vardı aynı böyle. Ömürleri şikayet ederek geçti karıların. Çok durumda dilimin ucuna kadar gelmiştir böyle "Ayşe teyze, sen amma çok yakınıyon ya, motoru açtırsan, elin seksiii mekaniği şöyle çıbığı bi daldırsa yağına baksa rahatlayacan" demek de... Neyse ki valide öldükten sonra karılara tahammül etmek gereği kalmadı. Karılar yüzünden annemin ölümüne yeterince üzülemedim desem yeridir.

I'm a mad man

Sabah erken kalktım, kendi sitemi hek eyledim. Dananın birinin yarım bıraktığı kodları tamamladım. Çükümün başına benzeyen tasarım hatalarını düzelttim. Tembel pezevenk, dedim, başka küfürler de ettim. Elim değmişken bir de Ajax-perver ettim siteyi... Oooh. Sonra dedim, lan bi de modal dialog koyayım AJAX ilen, bu ineğin sitesinden refere olup gelenlere diyeyim ki "o seni gönderen yavşağa söyle, iki ayda bu siteyi anca ebesinin amına benzetti, hala toparlamaya uğraşıyom. Bi de referans gösteriyor ammmcık. Cık cık cık. Esef et ona, hatta sen de siktir git hadi, hadi leeen". Sonra sitireeeet dedim. Bebe ilen bebe olma.

Yoksa koyayım mı lan? Şeklinde böyle gidip geliriken bi de baktım Ukrayn-siki cipiarese rağmen yılmayıp vazgeçmeyip indirekoduğumunun programı, tam 7 gün 14 saat sonra bugün öğle sularında tamamlanarak beni gözyaşlarına boğmuş-masın mı? Way beee. Derken, çalışması için 180 megaabaytlık başka bir programa ihtiyaç duyduğunu fark ettim. Sildim gözümün yaşını. Onu indirekodum bu sefer. İndireyazıyor halen, "Allahtan başka" bi mani gelmezse 16 saate bitecek.

Sonra bahçeye dalayım dedim. Daldım da netekim. Bahçenin bellenmesi gerekiyor mart ayı içinde. E bugün de martın biri, içindeyiz yani çemberin. Aldım beli daldım bahçaya, yarım saat sonra tel çaldı. Soluk soluğa "Alooohh", "Ne o be, seks ortasında mı yakaladım seniii" dedi telefondaki (kimliği sizi ilgilendirmeyen) ses. "Sayılır, kadın bulamadım teyemmüm yapıyom". O ne be dedi telefondaki (kimliği sizi ilgilendirmeyen) ses. Dedim "toprağa sürtüyorum," ahahah, şeklinde günlük dini ve vicccdani değerlere saldırı dozumu da aldıktan sonra telefonu kapattım yüzüne. Bu beni günaha soktuğun içindi kaltaaak… Gerçi karı kristiyan annamamıştır teyemmümün noolduğunu, haluk kafayı sıyırdı sanmıştır. Olsun, peşin fikirli kaltaaak. Telefonu dut ağacına çarptım, aha bu da arkamdan deli diye konuştuğun içindi.

Aslında bugün sizlere homo-sovyetus'dan bahsetmek istiyordum. Ama iflahım sikildi; başka gün kısmetse. Bahçe mi? Bitti sayılır, 20 metre karesini belledim çapaladım; kaldı 980… O da biter ya.

Votka Adabı - Alla Alla? Walla bak

Bizler kokteyl bardaklarda meyve suları ile karıştırıp içmeye alışmış olsak da aslında votka da aynen rakı gibi sofra içkisidir. İster ihtişamlı ister mütevazı, her türlü sofrada ama mutlaka en az üç beş çeşit meze eşliğinde tüketilen votka tekila kadehini andıran tek bardaklarda (tamam shot madem), sek olarak ve mutlaka buzzz gibi soğuk içilmelidir.[more]

Votka adabına uygun içilmediğinde yiğidi bozması açısından da rakıya benzer… Bir kere eğer amaç ucuz yollu sarhoş olmak veya biran önce kafayı bulmak, komalık olmak değilse, votka asla tatlı meyve suları ile ya da enerji içeceği vs. ile karıştırılmamalıdır (genel olarak B52, Tequila Boom, Absynth şeker karışımı vs. gibi kasıtlı yapılan zırzopluklar hariç hiçbir sert içki tatlı meyve sularıyla karıştırılmamalıdır). İlla bir şeylerle karıştırılması gerekiyorsa tercih domates suyu ya da limon suyu veya greyfurt suyu olmalıdır.

Tek bardak "tek" dikişte içilir, dibinde bırakmamak adettendir. Genellikle votkanın yanında ayrı bir bardakta ikinci bir içecek tüketilir –gırtlaktaki yangını söndürmek için. Bu da mümkünse tatlı bir içecek olmamalıdır. Hem faydalı olması hem de ağzı ferahlatmak açısından iyi iş görmesi nedeniyle genellikle domates suyu tercih edilir. Bu noktada, bira da çok güzel giderse de denenmemelidir, zira bira çok hızlı kana karıştığından, normalde acelesi olmayan votkanın da kanına girmek suretiyle direkt kafanıza girmeye ikna eder veee: eğer alışık bir bünye değilseniz oğlan eder; yok eğer alışıksanız o zaman da –sofradan adabınca kalksanız bile- gereksiz reklam yapmış; belki de beyefendi imajınızı silmiş; alkolizmi aşmış, ehlikeyiflik konusunda Bukowski'nin eline iki kere vermiş bir mujik olarak hatırlarda kalmış olursunuz (ben denedim biliyom)...

Genellikle kalabalık sofralarda muhabbet eşliğinde içilir. Sofradakiler sırayla söz alır, ahkam keser; ardından birinin, bir olayın, bişilerin şerefine kadeh kaldırılır. Siz de eşşek değilseniz kaldırmak, kaldırmışken içmek, içmişken dikip bitirmek zorunda kalırsınız... Zira şerefe kaldırmamak ayıp, kaldırıp da içmemek daha ayıp, içip bitirmemek daha bile ayıptır. Bay Alkolü Takdimimdir… Hal böyle olunca da 8 10 kişilik sofralarda kişinin kaşla göz arasında bir büyük bitirmesi işten değildir.

Bir büyük demişken; büyük mevhumlarımızın da farklı olduğunu belirtmek icap ediyor. Bizde büyük denildiğinde akla 70 cl gelirken buralarda 40 derece alkollerin litreliği, bir buçuk litreliği, 2, 3 hatta 5 litreliği mevcut.

Ayrıca, votkanın alkol düzeyi de çeşitlidir. Slav diyarlarında alkolün keskini (gerçek yüzdesine bakılmaksızın) 40-derece şeklinde anılır ama o gün servis edilen 40 derecenin gerçekte kırk derece olup olmadığı, neye göre kime göre kırk derece olduğu da şüphelidir. Samagon dedikleri ev yapımı votkanın alkol düzeyinin yüzde doksanı bulabildiğini belirtmekle yetiniyorum (yani götüne güvenmeyen patlıcan tarlasında gezmesin).