dinen cinsel ilişki dil ile yalama

Her gün çeşitli aramalar sonucu siteme düşen google silahşörleri oluyor. Site istatistiklerinde görüyorum ne aratmışlar, neler aratmışlar, nasıl düşmüşler buraya ve merak ediyorum o aramaların hikayesini.

Şu ana kadar beni en çok dumur eden aramalardan bazıları şunlar:

amı genişleyen karı

Google’da aratıldığında ilk sayfanın 10. linki olarak çıkıyorum. Karı lafı bolca geçiyor sitemde. Bir yerlerde de genişleyen geçmiş. Toi Mon Ami Mon Amour yazısındaki (fransızca) Ami de Googlebot’a amı çağrıştırmış olsa gerek, böyle arayıp düşenler oluyor… Google’ın beni bu arama ifadesinde listelemesinin arkasındaki mantığı anlamak kolay ama milletin “amı genişleyen karı” ihtiyacını ben anlayabilmiş değilim. Hani çok pardon, ayıp kaçacak ama, o organın dar olanı makbul değil midir? Arayan arkadaşlar kendilerini Rocco Siffredi falan sanıyor herhalde…

molped nasıl kullanılır

Bu ifadeyi arattığınızda, Google’da ilk sırada benim site çıkıyor. Sebebi şu yazım. Demek ilk adet gören genç kızların uğrak yeri olmuşuz. Amanın kocaman olmuş da artık adet falan da görürmüş. Annesine sormaya utanır, internetlerde araştırırmış molpedin nasıl kullanıldığını. Maşallah. Yalnız, molped üreticisi firmanın kendi internet sitesine bu başlıkla bir sayfa eklemesi şart. Çünkü her gün en az bir iki kişi düşüyor siteme bu arama sonucu. Bu toplumsal ihtiyaca kulak verilmeli.

taş gibi karılar

Eskiden beri okuyanlar bilir bu başlıkta bir yazım var benim (bkz: Ortaparmak - Taş Gibi Karılar). Google’da bu aramayı tırnaklı yaparsanız ilk sayfanın 5. linkindeyim, yok tırnaksız yaparsanız 87. sayfada falan çıkıyorum. Siteye düşenlerin çoğu aramayı tırnaksız yapmış tipler. Demek ki beni taa 87. sayfada bulmuşlar, tıklamışlar. Adamlardaki azme bak. 87 sayfadaki her linke tek tek tıklayıp bana kadar gelmişler (taş gibi karı 87. sayfada da olsa bulunuz).

tavuklar ne zaman gürüke yatar

En anlam veremediğim arama bu… Gürük ne onu bile bilmiyorum, bilmediğim bir kelimeyi sitemde kullanmış olmama imkan yok. İnatla inceledim, araştırdım, bu sitede (şu ana kadar) gürük kelimesi hiç kullanılmamış. alla alla…

dinen cinsel ilişki dil ile yalama

Bu arama, bu yılın bombası olabilir. Hikayesi nedir acaba? Herhalde imamın birinin karısı imam efendiden oral seks istedi de imam efendi de oralın caiz olup olmadığını araştırıyor. “Rıfkı Efendi bunca yıllık helalinim, bi gece olsun dillemedin beni. Herkesin kocası dilliyor, bir benim kukum kuru”. İmam efendi de “töbe estaafirullah” diyerek google’a mı danıştı acaba? Bir de yalamanın dil ile olması şart. Dikkat edin el ile yalama, göz ile yalama vs. ile ilgilenmiyor imam efendi. İlle dil ile olacak.

diğer yarı komik aramalar

Sırasıyla: türksen öğür değilsen itaat, dal daşşak gezme videosu, molped sosyal sorumluluk, dinde akredite, kurbağa prensi kim sikti ve küfürlü xmen.

İfrat ile Tefrit

Ne ki la o? Di mi?

İfrat ile Tefrit, öyle “yecüc ile mecüc”, “Leyla ile Mecnun”, “Kerem ile Aslı”, “Aslıyla Sureti” falan gibi bir çift alengirli ad ya da alengirli bir çift adı değil. İfrat ile tefrit “çok fazla” ve “çok az” demekmiş. Kısacası her şeyin bokunu çıkaran tiplere “ifrat ile tefrit arasında gidip geliyor” denilirmiş. Faraza bi gün parayı saçıyorsun, Bahamalar’a kadar uçak, Bahamalar’da otel + plaj kapatıyorsun, Paris Hilton’u oryantal oynatıp General Motors hissesi basıyorsun. Devrisi gün tasarruf olsun diye bokuna yumurta kırıp yiyorsun. İşte öyle bir ruh hali. Bipolarlar’da olurmuş. Bir de “borderline kişilik bozukluğu” olan kişilerde olurmuş. Borderline kişilik bozukluğunu “sınırda kişilik bozukluğu” diye Türkçeye çevirmişler, sonra yeterince afili bulmayıp ilk kelimesini İngilizce bırakmaya karar vermişler. Literatürde “borderline kişilik bozukluğu” olarak geçiyor.

Ben blogumda alıntı sevmiyorum. Şimdiye kadar alıntı yapmadım, yapanı sevmem, yaptıran da gözümde toptur… Ama Ekşi Sözlüğün Escartes isimli kullanıcısının “borderline kişilik bozukluğu” ile ilgili yazdıkları acayip hoşuma gitti. Buraya aynen alıyorum (top da senin beybabandır):

"belki de normal olan biziz? " sorusunu rahatlıkla sorduran kişilik halidir. bir bozukluk ya da cıvata atması değildir; bir kişiye her şeyi çok bilen psikoloji ilmi tarafından "borderline" tanısı konduysa, bu kişinin köküne kibrit suyu sıkılmasından başka terapi yolu yoktur! örneğin a clockwork orange romanında ve filminde kullanılan dahice(!) yöntem tek çaredir. o kişinin içinden kendi kişiliğini, kendi "ben"ini söküp atmadığınız sürece, siz onlara "hasta/kişilik bozukluğu var", demeye devam edeceksiniz; bilime kanıp da, güvenen borderline'lar da hasta ve kendilerinde kişilik bozukluğu olduğuna inanmaya devam edecekler.

ota boka borderline diyen amerikan psikiyatrlarının "kendi ürettikleri sisteme uymayan" başıbozuklar için uydurduğu ve dünyaya pazarladığı bir zırvadır borderline kisilik bozukluğu. 20yy.'ın son çeyreğinden (ya da ikinci yarısından) itibaren üst orta sınıf burjuva ailelerin rahatta yaşayan ama modern hayatta mutluluk bulamayan çocuklarına teşhis koymak için uydurulmuş bir tanımdır. sonrasında vaka çalışmalarıyla içine biraz aşırı uç, biraz sürekli yalan söyleme dürtüsü katılarak, üstüne de "her daim intihara eğilimlidir" sosu dökülerek 'service' edilmektedir. teşhisi konanlar da afiyetle yemektedirler. "vay be sınırlardaymışım ben demek ki!"

yok arkadaşım öyle bir şey! ben illa sizin sisteminize uyumlu bir parça olmak zorunda mıyım? aykırı düşünemez miyim? aykırı düşemez miyim? aynı şeyleri, aynı dozalarda arzulamak zorunda mıyım? hem çivisi çıkmış bu dünyada sürekli bir sevgi arayışında olmayacağım da, nerede olacağım? güneş doğduğunda mutlu olacağım ve battığında hüzünleneceğim elbette akşam çöküyor diye; bunun neresi garip? 2000 yıl evvel göktanrıya, güneşe tapıyorduk ya, ne oldu şimdi? kapitalizm herkese neyin ne kadar tüketileceğini söylüyorken, ben onun koyduğu sınırları zorluyorum diye mi hastayım? size ne arkadaşım benim alkole, sekse veya bağımlılık yapan herhangi bir şeye düşkünlüğümden? düşeceksem ben bunu bilirim zaten, sana ne? durmak istediğim yerde de dururum. hem de senin kapitalizm tarafından pohpohlanan tüketim çılgınlığına ket vuramayacağın açık yürekliliği göstererek dururum. çünkü sen sistemin bir parçasısın, ama ben değilim. ne zaman doğacağıma karar veremedim belki ama bu dünyadan ne zaman gideceksem buna ben karar verebilirim. oysa sen bunun düşüncesinden bile korkarsın. benim korkmamamdan daha çok korkarsın ve bu yüzden bana bozuk/hasta vs. yaftası yapıştırırsın. çünkü sana göre ve sisteme göre normal sensin.

peki ya 'normal' olan bizlersek? bu hayat gerçekten akışına göre yaşanmayı hak ederken onu korselere soktunuz ve şimdi birileri korseyi kabul etmiyor diye anormal oluyor öyle mi? asıl köpek gibi aşık olduğu insan tarafından reddedilince buna kızmak, kudurmak normaldir! siz demokrat yaşamlarınıza öyle sıkı sıkıya sarılmışsınız ki aşkın gerçek yoğunluğunu, tutkusunu unutmuşsunuz. reddedilen kişi kendini çok üstün bir kişilik olarak gördüğü için hiddetlenmez. aşkının, hislerinin bi-zati kendisine değer verilmediği için hiddetlenir. "bırak şu orospuyu! sana kız mı yok?" bir kız tarafından reddedilen erkeğin en kolay avunma/avutulma cümlesidir; böbürlenme değil.

her neyse, konuyu toparlayamayacağımız kadar dağıtmayalım.
bu başımıza sarılan borderline belası yakında borderline mağdurları derneğini kurduracak kadar ileri gitmektedir; ben bundan korkarım...

Rengarenk temalar yüzünden gözümü bozmak pahasına Ekşi Sözlükte okuyam diyenlere link: Burada

Söylemesi hoşuma gittiği için bipolarlar bi polarlar, bi polarlar ki parmaklarını yirsin.

A Tribute to John Belushi Bölüm 2

Aslında aşağıdaki John Belushi'nin en beğendiğim performanslarından biri değil. Ama NBC neredeyse bütün video paylaşım sitelerindeki John Belushi kliplerini kaldırtmış. Yerine de kendi telifleri kapsamında yayınladıkları klipleri koydurmuş. Elbette o telifli videoları Türkiye'den seyretmek mümkün değil... Açmaya çalışınca bu video Türklere bi beden bol uyarısı çıkıyor... Üstelik çekim de çok süper değil, televizyondan kaydedilmiş. Televizyondan da dediysem, televizyonun dışından ağrı video kamera tutmak suretiyle, bir nevi CAM-RIP gibi kaydedilmiş. Ama yine de fikir verecektir... Adamın anlattıklarının çevirisini de koydum aşağıya... Bir kültürel not bu arada: İrlandalı Şansı, Amerika'da götünden bal damlıyor anlamında kullanılır. İrlandalılar şanslı olurmuş hesapta...

Jane Curtin: Evet sayın seyirciler. Yine bir Aziz Patrick gününde birlikteyiz ve John Belushi bizlere İrlandalı Şansı’nı anlatacak.

John Belushi: Teşekkürler. Çok teşekkür ederim. Evet, yine yılın o günündeyiz. Aziz Patrik günü geldi de geçiyor bile. İrlanda’nın çocukları günün sefasını sürüyorlar. İrlanda denildiğinde aklıma pek çok renkli deyim ve ifade geliyor. Örneğin: “en güzel sabahlar senin olsun” (top of the morning to ya), “blarney taşını öpmek” (kissing the blarney stone), “şeytan öldüğünü öğrenmeden bir saat önce cennette olasın" (may you be in heaven an hour before the devil knows you're dead), “seni sikimle döverim” (I'd like to smash you in the face with my shillelagh),  "Danny-boy" (Amerika’da İrlandalılara deniyor), "Begorra" (eywallah türünden İrlandalılara özgü bir teşekkür biçimi), vs. vs. Ama İrlandalı denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk gelen ifade İrlandalı Şansıdır.

İrlandalı Şansıymış. Tabi. Diyelim ki İrlanda’da bir bardasınız, hah, İrlanda’da herhangi bir yerde, bir barda. Adamın biri yanınıza geliyor ve diyor ki: "O duyduğum tik tak sesleri bombadan mı geliyor yoksa?" Ve GÜM!!! İç organlarınız tavana, beyniniz caddenin karşısındaki otomobilinize yapışıyor. Al sana İrlandalı Şansı. Bırakın bu işleri. Kimi kandırıyorsunuz?

Gelin İrlandalının kötü şansından bahsedelim biraz da, olur mu? Mesela PATATES KITLIĞI!! Nasıl? Onları korkutur değil mi? Eee, korkutması da lazım. En başında Amerika’ya geliş sebepleri de bu değil mi? Patates tarlasında ırgatlık yapmamak için. İşte o yüzden Amerika’ya gelip burada politikacı, rahip, polis oluyorlar. Şans? Tutma beni…

(konuştukça daha da sinirlenir ve coşar)

Bir ahbabım var, adı Dan Sullivan. Sapına kadar İrlandalıdır. Sık sık birlikte kafa çekerdik. İki duble attıktan sonra İrlandalı korsan oluverirdi. Anlıyor musun? Sizce şansı var mıydı peki? Bir gün arabası çalındı. Geri zekalının sigortası da yok, ruhsatı da yanında değil… Üstüne üstlük bir de sarhoş olduğu için hapse giriyor. Daha sonra kafayı sıfırlamak için Hindistan’a mı Nepal’e mi ne gidiyor. Ve annesi ölüyor. Buna telgraf çekiyorlar, diyorlar ki annen öldü kalk cenazeye gel. Annesinin cenazesi... Adamımız da Hindistan’da veya Nepal’de. İşte lotus oturuşunda kutsal ineklerin böğürmesini dinliyor. Atlayıp geliyor, Amerikan Gümrüğünde uyuşturucu trafiği yapmaktan alınıyor. Taşımak değil, bulundurmak değil, trafiğini yapmak! Yani adamın anası ölüyor, anasının cenazesine geliyor, gümrükte bir de bakıyor ki meğer altına 25 kilo siyah Tibet esrarı zulalamışlar… Şimdi bu kötü şans değil, bu SALAK ŞANS. Hatta bunun şansla da alakası yok, bu herifte gram beyin yok bence. Önce sarhoş olduğu için sonra keş olduğu için tutuklanıyor. Peki sonra ne oluyor? Bana sormayın, gidin Sullivan’a sorun! Sonra ne oluyor?! Sullivan beni arıyor: "Dostum sınırda paket oldum. Kefalet olarak 5 bin dolara ihtiyacım var" diyor. Dedim ki, dedim ki: "Beş bin dolar mı?!? Oğlum ben hayatım boyunca beş bin doları bir arada görmemişim. Benden isteme git anandan iste!!!" (yana döner) ki bu hiç söylenmeyecek gayet salakça bir şeydi çünkü adamın anası yeni öldü. (yüksek sesle tiradına devam ederek) Şimdiyse, bu sarhoş İrlandalı esrarkeş anasının eşşek cennetini boylayışı ile ilgili gafımdan dolayı beni öldürmek istiyor! Olaya bak. Bir tek şey kesin! Bir tek şey!!! Analarına çok düşkünler, aman allahım, şu İrlandalılar ve anaları. Anam şöyle, anam böyle. (tam John Belushi’den beklenecek şekilde elini kolunu sallamaya başlayarak) Ah benim İrlandalı anam! İrlanda cennet olmalı, çünkü benim anam bir melek.. aaahhhhh! aaaahhhhhhh!!!

 

A Tribute to John Belushi Bölüm 1

İlk kez “Blues Brothers” (TRT’nin çevirisiyle Cazcı Kardeşler) isimli filmle tanıştım John Belushi’yle. Sonra Amerika’da John Belushi Saturday Night Live Skits isimli bir videosuna denk geldim. Öğrendim ki John Belushi ve Dan Akroyd aslında 1970lerin sonunda SNL’da da skeçler yapmışlar. O yıllarda John Belushi, Dan Akroyd, Bill Murray, Steve Martin, Karen Allen ve James Belushi bir çeteymiş. Hemen hepsi birbirinin programını, şovunu, filmini vs.’sini mutlaka destekler, bir saniye olsun görünürmüş. Şimdilerde benzer bir kankalık Adam Sandler ile Rob Schneider arasında da var ya, işte öyle bir şey.

John Belushi’nin hayat hikayesi biraz acıklı sona eriyor. Üstat kokainman. Kokain kafasıyla çıkıyor sahneye ve kafası güzelken performansı inanılmaz oluyor. Merdivenlerin tepesinden yere atıyor kendini, Joe Cocker taklidi yapıp sırt üstü yere atlıyor sahneden. Seyirciyi yerlere yatırıyor. Dolarlar akıyor tabi… Öyle olunca tüm eşi dostu, menajeri, sevgilisi, arkadaşları, kısacası herkes üstada kokain taşıyor… Bir süre sonra kalbi kaldırmıyor, göçüp gidiyor üstat. Aşağıdaki video, Samurai Delicatessen, John Belushi’nin 1970’lerin sonunda Saturday Night Live için çektiği skeçlerden biri. En süperi değil, ama bu akşam bunu bulabildim. Kısmetse, ileride diğerlerini de ekleyeceğim.

Katil Tomatisler

Katil Domateslerin Saldırısı

Karşı komşum at gibi kişniyor yine. Bu karı kesin lezbiyen. Her akşam bir hatun arkadaşı geliyor. Her akşam -ne yapıyorlarsa, kişniyip duruyorlar... Ne içiyorlar da böyle kafa yapıyor acep. Neyyse.Devam et durma, aow yeah!!!...


Google Translates. Or Does It???

Google, şimdi de Google Translate özelliği ile çığır açıyor. Peki acaba Google ortalama Türk insanı için, gerçekten faydalı çeviriler yapabilecek mi?Örneğin her gün takıldığımız porno sitelerinde ya da video paylaşım sitelerinde Google Translate özelliğini kullanabilecek miyiz? Ortaparmak ekibi sizin için test etti: Devam et durma, aow yeah!!!...

I'm Fuckin' Matt Damon

Efendim bir varmış, bir yokmuş, Jimmy Kimmel adında bir dallama talk show sunucusu varmış. Bu dallama eskiden Sarah Silverman adında bir komedyenle çıkarmış. Jimmy, şovuna Matt Damon katılmadığı halde, her şovunun sonunda "Efendim şovumuza Matt Damon da davetliydi ama, vaktimiz kalmadığı için kendisini ağırlayamıyoruz. Başka zaman kısmetse" diyerek şovu bitirirmiş. Bir gün, şova Matt Damon da (gerçekten) davetlidir. Bu Jimmy dallaması şovunu yine "vaktimiz kalmadığı için Matt Damon'a yer veremiyoruz..." diye bitirmesin mi... Matt Damon çıldırmış tabi.

İşte Jimmy Kimmel'in yukarıdakine benzer dallamalıklarından ötürü Jimmy'nin eski sevgilisi Sarah Silverman ile Matt Damon aşağıdaki klibi çekmişler. Sarah bir punduna getirip Jimmy'nin şovunda bu VTR'yi yayına sokuyor. Meali, "Matt Damon'la bipişiyorum"... Jimmy daha sonra bu videoya cevaben "Ben Affleck"le bipişiyorum" diye bir video çekmiş, o videoda Hollywood"un yarısını oynatmış ama ne fayda...

Matt Damon'ın "on the bed, on the floor, on a towel by the door, in the tub, in the car, up against the mini-bar" (yatakta, yerde, kapının yanına serdiğim havlunun üstünde, küvette, arabada, minibara dayayıp ayakta) şeklinde vokal yaparkenki orgazmik yüz ifadesi işte bundan kaynaklanıyor...

on the bed, on the floor,
on a towel by the door,
in the tub, in the car,
up against the mini-bar

Şerefsiz BokBank

Sürekli müşterim, üstelik iyi de müşterim olan ve bu hafta bana bokkk gibi para ödemesi gereken bir banka var. O bankada çalışan, görevi giriş faturalarını onaylamak olan eşşoğlu eşşek bizim 5 faturamızı birden atlayınca, durum birden sakata bindi…

Bayram öncesi tahsilat girişimlerimizin sonuç vermeyeceği anlaşıldığında dün saat 16:00 civarıydı. Hem sağa sola ufak tefek ödemelerim olduğu için hem de Ukrayna’ya gidiş dönüş parası lazım olduğu için akşam üzerine kadar hop oturup hop kalktım. Mideme kramplar girdi. Ama nafile: alacaklarımın 10da birini zor toplayabildim piyasadan. İbneleeer.

Saat dört sularında kendimi alkole vurdum. Mesai saati bittiğinde acı hissetmiyordum… Gemiyle gideriz artık Ukrayna’ya… Ama bu ibne bankanın ibne personeline haddini bildirmek de şart.

Oturdum en kibarından bir bayram tebriki yazdım bunlara:

BokBank en özel müşterimdir, sizler de BokBank’ın en güzide çalışanlarısınız. Sizlere resimli tebrik kartı göndermek klişe olurdu. O nedenle ekte duruma uygun bir MP3 gönderiyorum. Umarım zevkle dinler, dinledikçe bizi hatırlarsınız.

Faturalarımızın onaylanmamasında ve bu bayram öncesinde bize kuruş ödeme çıkmamasında emeği geçen tüm arkadaşlara gönülden teşekkür eder, hepinizin bayramını en içten duygularımla kutlarım.

Soktum mesaja Bruce Springsteen’in Pay My Money Down parçasını… Alın size Mizuri dolaylarından “Paramı Öde” isimli bir halk türküsü. Dallamalar sizi…

Hamilton Island Yalan Oldu

Allaaam Allaaam… Şimdi biz Müslüman olmayla, "All I want for Xmas, " diye başlayan mektuplar yazmanın umudundan mahrum mu kalalım??? Doğum günlerinde olsun, talebimiz olamıyor mu kutsal bir varlıktan? Atla deve mi? Yap bize bi güzellik, beni mi kıracan?..

Ben 35. doğumgünümde hediye olarak "Değişiklikleri Kaybet" butonu istiyorum senden… Böyle arada basıp kullanabileyim, Basınca, açılan alnımda tekrar saçlar bitsin, ağaran şakaklar kararsın yine, şu 20 yılda alıp verip en son (an itibarıyla) 15te karar kıldığım fazla kilolar lakkk kaybolsun, genş zamanlardaki helecan geri gelsin… Uzatmiiim, anlamışındır; bir nevi Undo butonu.

Ama tekrar asgari ücretle çalışan gece resepsiyoncusu da yapma beni, 20 yıl söverim… Lannn, buton yapamıyorsan bi 5 milyon dolar ateşle bari, Hamilton Island'da gecekondu yapacam... Aloo, kime diyom bak?


Word helecan kelimesinin altını çizmiyor… TDK'ye göreyse öyle bir kelime yok. Demek sadece Mikrosoftla iletişirken kullanılacak şifreli bir kelime. Evet… helecan… kütçe gibi geliyor kulağa. hayeee hayee hayeeeeee ooowh, yeah!

Webmaster'ın Duası

Yattım Allah seyv et beni
Teknoratiye feyv et beni
Peycrankımı çok bol eyle
Yuutublarda seyret beni