Sosyal Medya ve Ortasından Sıkılmış Kadınlar

Ben: Çok yaşlı. Çok genç. Çok şişman. Çok çocuk. Çok kokoş. Çok zayıf. Bu olabilir. Bu çok şişman. Çok yaşlı. Çok yaşlı. Çok şişman. Bu çok zayıf. Bak bu olur. Çok zayıf. Çok felfecir bakıyor, kesin motor. Çok yaşlı. Çok flu. Çok kokoş. Çok tiki...

İç ses: 47 dakka oldu, hala hatun fotoğrafı mı seçiyorsun?

Ben: Ne var olm. Online sosyalleşiyorum. Sana kalsa her gece yastığa sarılıp uyuyalım…

Çok çocuk. Çok çocuk. Bunun yaşı bile tutmuyordur bu site i çin. Çok salak. Çok kokoş. Çoook kokoş. Ya bir de yat önünde çektirmiş hatun… Marin motor. 1200 beygir. Açık denizde 100 knot koyar bana mısın demez bu...

İç ses: mesaj veriyor işte, olacaksa zengin olsun, mutlaka yatı olsun. Ne var bunda?

Ben: İnsan tipine bakar da mesaj verir. Çok zayıf. Çok tombul. Çok çirkin hem de çok tombul. Çok yaşlı. Çok zayıf. Çok çirkin. Çok genç. Çok zevksiz. Aha bu olur.

İç ses: O kız sana bakar mı lan? Onun kesin profesyonel futbolcu sevgilisi, hatta sevgilileri vardır, belki golfçü bulurum umuduyla üye olmuştur siteye.

Ben: Bi siktir git. Çok kırıcı. Çok camış. Çok… Kesin kilo alır bu 2 seneye. Haha camışa bak. Sonbahar yaprakları toplamış bir de. Lan bunun neresi 29 yaşında? Hahah, “ömrümün sonbaharındayım” mesajı veriyor açık açık. 29 yaşındaysa çok erken çökmüş. Eroinman mı acaba? Çok müptezel...

İç ses: Müptezel mi? Söyleyene bak. Lan senin içtiğini Jim Morrison içmemiştir be… Bir de kadına eroinman demez mi.

Ben: Morrison’ın kalbi zayıfsa ben ne yapayım? Bu alemde Steven Tyler, Keith Richard ve ben… Steven da dünyayı içti ama top modellerle düştü kalktı. Biz her şeyin “güzelini” hak ediyoz cigerim.

İç ses: Madem hak ediyon da ne bok yemeye internet sitelerine kadar düştün ki? Şu sitede senden başka gerçek insan profili var mı acaba?

Ben: Olm 21 y.y. şeysi bu. Eskiden insanlar baloda bilmem nerde tanışırmış, şimdi de böyle kaynaşılıyor. Ayak uydurun biraz.

İç ses: Sen de çık partide club’da sosyalleş yarraaam.

Ben: Efendi ol sikmiiim dalağımı. O club senin bu club benim gezdim de ne oldu? Her yerde elektronik müzik çalıyor. Dans sevmem… Bara takılıyoz direkt, oraya da bol bol fahişe uğruyor. Artı eskisi gibi sabah 6lara kadar gezemiyorum. Bünye kaldırmıyor evlaaadım.

İç ses: İçin geçmiş senin.

Ben: Ay sen çok gençsin. Vereyim direksiyonu sen takıl bakayım bir ay. Görelim bakalım skoru...

Aaa, senin futbolcu sevgilisi dediğinden mesaj geldi. 2 çocuğu varmış olm… 25 yaşında karının 7 yaşında çocuğu nası olur lan? Bak bir de piçiyle çektirmiş fotoğrafı. Çocuklarıma baba arıyorum mesajı veriyor. Ama ilik gibi de hatunmuş bea... Var var, gideri var bunun.

İç ses: Çok çaresizim mesajı veriyorsun şu anda.

Ben: Yalnızım olm… Hem kadın taş baksana.

İç ses: Kesin eski fotoğraflarıdır. İki çocuk doğurduysa üstünden kamyon geçmiş gibi bişidir o şu anda. Ona fırıncı küreği olsa kar etmez.

Ben: Hayvansın. Sana o kadar söylüyorum. Siktir git iç ses.

İç ses: Yalan mı lan? 7 yaşındaki çocuğa bak. Nerden baksan 10 yaşında gibi duruyor piç. O çocuk benden çıksa bende jenital mi kalır?

Ben: İki kere hayvansın. Mamafih çok follofoş. Çok bebe. Çok çirkin. Çok… Bu ne lan? Neden ters fotoğraf koyarlar? Allahtan laptop kullanıyoz da ters çevirip bakabiliyoz. CRT monitör kullananlar ana avrat küfrediyordur bu karıya. Taşmış yalnız bu. Çok süper.

İç ses: Yok baba ben tasvip etmiyorum bunların hiçbirini.

Ben: Babam mısın lan? Tasvip ne hem? Kaldı mı öyle Türkçe?

İç ses: Olm biz bu kadar düşmemeliyiz bence ya. Yani internet sitesinden hatun indirmeler falan...

Ben: Dallama, senin barlardan kaldırdığın hatunları da biliyoruz. Bir kısmı kabuslarıma giriyor. Senin yüzünden haftada bir AIDS testi yaptırıyorum lan. Tıbbi tahlil laboratuarından VIP kartımız var şerefsiz.

İç ses: İyi de hep kafa bi dünyayken bana devrediyorsun. Ben de eldeki imkanları kullanıyorum. Ne yapayım? Bi gün de kütüphaneye götür orada ver direksiyonu bana... Hep bar hep disko. Ne sıçtın elime yani... Hem senin şu geçenlerde kaldırdığın hatun, Lera mı neydi? Ona ne demeli?

Ben: Olm, ilik gibi kızdı işte.

İç ses: ilik gibiydi de kız değildi. Onun da iki çocuğu olduğunu öğrenmedik mi sonradan?

Ben: Bu Ortodokslarda boşanma yok hacı. Öyle olunca napıyorlar? Resmi nikah kıyıyorlar, kilise nikahını sonraya bırakıyorlar. Neden? Çünkü dinen boşanma yok. Bir kere kilisede evlendin mi ömür boyu evlisin. O yüzden çok çocuklu hatun var flört piyasalarında. Hem biz sankim kız oğlan kız mıyız lan?

İç ses: Sıççam senin mantığa bürümene. Olm koy götüne, biz yine nefis köreltelim. Çıkalım bi bara afedersin. İlk ahlaksız teklife atlayalım. Böyle site mite,,, ters bize.

Ben: Bana da bay geldi aslında. Neden tüm fotoğraflar tek tip lan? Yatak üzerinde iç çamaşırıyla. Denizde mayoyla. Araba kaputu üzerinde, seksi. Barda şerefe ederken. Koltuğa sırt üstü uzanmış başını yere doğru eğmiş vaziyette. Kırda piknikte, yeşilde, doğada… Her kadının profilinde bunlardan en az biri var.

İç ses: Ne yapsın? Sıçarken mi çeksin? Seksi budur demişler, o da o role bürünmüş işte. Haa sonbahar yaprakları var bir de...

Ben: İyi de bi ömür bu kanapede ters dönmüş karıyla geçer mi mesela?

İç ses: Bira bitti.

Ben: Farkındayım. Yalnız ohaaa, bu kadın mı 28 yaşında? Ananem yaşında lan bu…

İç ses: Yok olmayacak bu böyle. Bence biz bir uyuşturucu taciri falan bulalım. Boş kafayla çekilmiyor bu işler. Senin hoşuna gidiyor olabilir ama beni geriyor yane.

Ben: Türkiye’yi özledim.

İç ses: ağzımdan aldın.

Pirogovo Harikaydı

Pirogovo

Pirogovoyu gezdim bugün. Dere tepe 20 kilometre falan yürüdüm en az... Ölüyorum. Biraz toparlanıp yazı da yazacağım. Şimdilik fotoğraflarla yetinin.

Fazlası...

Kris Rak: Kadınlar ve Erkekler

Sevdiğim bir diğer Amerikalı komedyen de Chris Rock. Barrack Obama'nın seçilmesinde büyük rol sahibi bu adam. Obama'nın gittiği her yere gidip, Obama konuşma yapmadan önce kısa süreli bir politik-şov yaparak milleti ısıtırdı. Aşağıda 1999 tarihli Bigger and Blacker isimli gösterisinden alınma kadınlar ve erkekler konulu rutinleri var.

Kadınlar ne ister ben biliyorum. Kadın ne ister? Her şeyi! Kadın her bir boku ister. Kadın sanki hayat indirimli alışverişmiş gibi davranır. Dükkanlar kapanmadan alabileceği her şeyi almak peşindedir. Kadın işte bunu ister: her şeyi! Peki erkekler ne ister onu biliyor musunuz? Erkek ne ister? Yemek, seks, huzur... Bu kadar. Beni besle, benle seviş ve bi sus a.q. Fazlası...

12 Eylül (Mide Bulandırır)

Bugün 12 Eylül... Kenan Evren olacak şerefsizin liderliğinde, Ata’mın kurduğu çok partili demokrasinin a...a konulup, 50 kişinin idamı, yüzlerce belki binlercesinin yargısız infazı ve milyonlarca bireyin pıstırılıp apolitize eylenmesi ile sonuçlanmış bir dönem olan “1980 Dönemi” bundan 29 yıl felan önce işte bu gün başladı. Güne hem radyo hem televizyonda Hasan Mutlucan’la başlamıştık... Kenan Evren sana bacaaam girsin diyebilecek demokrasi bilincine 29 yıl sonra, düzeltiyorum, ancak 29 yıl sonra gelebildik... Kenan Evren sana bacaaam girsin! Ayrıca, yargılanmadan ölürsen, mezarına sıçmayan Haluk da top olsun. Fazlası...

Smorodina Denilen Şerefsiz Meyve (Artı 21 Felan)

Bak, bak, bak… Ebem zamanında yazdığım bir yazı buldum, nekkadar da pastoral. Genşmiş zeman olur ki, rtükten geçmez... Genşmişiz tabi, normaldir. Küfür bozuyorsa okuma...Fazlası...

Kreschatik diyorum: aloow

Akşamüstü 2 litre birayla başlamışım içmeye, saat 11’e kadar 5 litre tüketmişim. Youtube’dan video seyredip kafa çekiyorum, bir yandan da sitelere mitelere bakıyorum. Saat 11 gibi can sıkıntısı tak dedirtiyor, giyinip çıkıyorum dışarı. Caddenin karşısından ilk gelen troleybüse binip, ver elini, hassske nereye gidiyor lan bu troleybüs, ona hiç bakmadık bak. Neyse, Allahtan istikamet doğru. Kasmıyorum hiç. Troleybüs yarı yolda benim yoldan sapıyor, bana da inmek düşüyor. Atlıyorum bir taksiye: “kreşatik” diyorum.Fazlası...

Arif'e Referans

10 Haziran tarihli e-posta mesajınızdan Arif’in saygıdeğer şirketinizde “üretim müdürü” gibi ciddi sorumluluk, özveri, bilgi ve beceri gerektiren bir pozisyona aday olduğunu ve beni bu konulardaki yeterliliklerine kefil ve referans olarak göstermiş bulunduğunu öğrendim. Arif’in beni kendisine referans olma şerefine layık gördüğüne şaşırdığımı itiraf etmeliyim.

Arifi de ailesini de yakinen tanırım. Hatta ben kendi piçime bile evladım diyecek kadar yaşlı olmamakla birlikte, Arif piçine evladım desem yeridir.

Arif anne tarafından Ankaralıdır. Doğumundan geriye doğru 1 yıllık süre zarfında annesi –kendi beyanına göre, 1 kanguru, 2 karıncayiyen, 2 marmozet maymunu ve 1 krokodil hariç güney yarım küreden hiç kimseyle yatmamış olduğu için Arif’in baba tarafından kuzey yarı küreli olduğundan da neredeyse eminiz.

Annesi Bentderesi kerhanesinde “grup seks” ürününü ilk lanse eden ve bu şekilde müşteri servis süresini ortalama %25 azaltıp müşteri başına vizite ücretini %30 arttırarak ciroda %60’ın üzerinde artış sağlamış Alman Nesrindir. Nesrin paraya ihtiyacı olduğu bir dönemde müşterileri çifter çifter almaya başlamış, normalde vizitesi 20 lirayken her birinden grup fantezisi adı altında 25 – 30 lira tahsil edip, ikisinin işini 20şer dakikadan toplam 40 dakika yerine, ikisi-bir-arada 30 dakikada görerek bok gibi para kazanmıştı. Elbette Nesrin işletmeci değil, bildiğiniz orospu olduğu için amortisman payı diye bir şeyden habersizdi. Yıllar sonra follofoş olmuş götünü devlet hastanesine toplatabilmek için yeşil karta ihtiyaç duyacak, geçim derdinden tek evladını –genç yaşında, eskiden kendi müşterisi olan Nuri Alço sıfatlı adamlara üç otuz paraya peşkeş çekecekti…

Arif’in bugün sahip olduğu üstün üretkenlik-odaklı işletmeci zihniyeti rahmetli annesi Alman Nesrin’in genetik mirasıyken en ağır çalışma şartlarında “daha! daha!” diye haykıran hard-working kişiliği ise Arif’e Nuri Alço’larla yaptığı bu teşriki mesailerinin hediyesidir.

Tahminimce Arif iyi huylu, iş birliği ve grup, yani ekip, çalışmasını seven, kendi kendini ve çalışma arkadaşlarını motive edebilen, üyesi olduğu ekibe değer katabilen, birlikte çalışmaktan zevk alacağınız bir çalışma arkadaşı olacaktır.

Belirtmekte fayda olduğunu düşündüğüm tek olumsuz husus Arif’in unutkanlığıdır. Arif bir zenci müşterisini (af buyurun) oral yoldan mutlu ederken, ön beyin lobuna içerden içerden aldığı darbeler neticesinde bellek becerilerini ciddi ölçüde kaybetmiş olmalı ki orospu çocuğu hiç utanmadan beni referans gösterebiliyor.

Zira 2004’ün parasıyla 1000 TL gibi bir çeviri parasını bana ve o tarihteki ortağıma takıp sırra kadem bastıktan sonra, kalkıp beni bir de referans gösterebilecek göt ne Arif’te ne de başka bir insan evladında yoktur.

Bu fırsatı bana verdiğiniz için teşekkür eder, saygılarımı iletirim. Ayrıca, iş görüşmenizde bizzat hazır bulunabilmem ve görüşme bittikten sonra Arif’le hasret giderebilmem açısından mülakat yer ve saatini bana da bildirmenizi saygılarımla rica ederim.

dinen cinsel ilişki dil ile yalama

Her gün çeşitli aramalar sonucu siteme düşen google silahşörleri oluyor. Site istatistiklerinde görüyorum ne aratmışlar, neler aratmışlar, nasıl düşmüşler buraya ve merak ediyorum o aramaların hikayesini.

Şu ana kadar beni en çok dumur eden aramalardan bazıları şunlar:

amı genişleyen karı

Google’da aratıldığında ilk sayfanın 10. linki olarak çıkıyorum. Karı lafı bolca geçiyor sitemde. Bir yerlerde de genişleyen geçmiş. Toi Mon Ami Mon Amour yazısındaki (fransızca) Ami de Googlebot’a amı çağrıştırmış olsa gerek, böyle arayıp düşenler oluyor… Google’ın beni bu arama ifadesinde listelemesinin arkasındaki mantığı anlamak kolay ama milletin “amı genişleyen karı” ihtiyacını ben anlayabilmiş değilim. Hani çok pardon, ayıp kaçacak ama, o organın dar olanı makbul değil midir? Arayan arkadaşlar kendilerini Rocco Siffredi falan sanıyor herhalde…

molped nasıl kullanılır

Bu ifadeyi arattığınızda, Google’da ilk sırada benim site çıkıyor. Sebebi şu yazım. Demek ilk adet gören genç kızların uğrak yeri olmuşuz. Amanın kocaman olmuş da artık adet falan da görürmüş. Annesine sormaya utanır, internetlerde araştırırmış molpedin nasıl kullanıldığını. Maşallah. Yalnız, molped üreticisi firmanın kendi internet sitesine bu başlıkla bir sayfa eklemesi şart. Çünkü her gün en az bir iki kişi düşüyor siteme bu arama sonucu. Bu toplumsal ihtiyaca kulak verilmeli.

taş gibi karılar

Eskiden beri okuyanlar bilir bu başlıkta bir yazım var benim (bkz: Ortaparmak - Taş Gibi Karılar). Google’da bu aramayı tırnaklı yaparsanız ilk sayfanın 5. linkindeyim, yok tırnaksız yaparsanız 87. sayfada falan çıkıyorum. Siteye düşenlerin çoğu aramayı tırnaksız yapmış tipler. Demek ki beni taa 87. sayfada bulmuşlar, tıklamışlar. Adamlardaki azme bak. 87 sayfadaki her linke tek tek tıklayıp bana kadar gelmişler (taş gibi karı 87. sayfada da olsa bulunuz).

tavuklar ne zaman gürüke yatar

En anlam veremediğim arama bu… Gürük ne onu bile bilmiyorum, bilmediğim bir kelimeyi sitemde kullanmış olmama imkan yok. İnatla inceledim, araştırdım, bu sitede (şu ana kadar) gürük kelimesi hiç kullanılmamış. alla alla…

dinen cinsel ilişki dil ile yalama

Bu arama, bu yılın bombası olabilir. Hikayesi nedir acaba? Herhalde imamın birinin karısı imam efendiden oral seks istedi de imam efendi de oralın caiz olup olmadığını araştırıyor. “Rıfkı Efendi bunca yıllık helalinim, bi gece olsun dillemedin beni. Herkesin kocası dilliyor, bir benim kukum kuru”. İmam efendi de “töbe estaafirullah” diyerek google’a mı danıştı acaba? Bir de yalamanın dil ile olması şart. Dikkat edin el ile yalama, göz ile yalama vs. ile ilgilenmiyor imam efendi. İlle dil ile olacak.

diğer yarı komik aramalar

Sırasıyla: türksen öğür değilsen itaat, dal daşşak gezme videosu, molped sosyal sorumluluk, dinde akredite, kurbağa prensi kim sikti ve küfürlü xmen.

İfrat ile Tefrit

Ne ki la o? Di mi?

İfrat ile Tefrit, öyle “yecüc ile mecüc”, “Leyla ile Mecnun”, “Kerem ile Aslı”, “Aslıyla Sureti” falan gibi bir çift alengirli ad ya da alengirli bir çift adı değil. İfrat ile tefrit “çok fazla” ve “çok az” demekmiş. Kısacası her şeyin bokunu çıkaran tiplere “ifrat ile tefrit arasında gidip geliyor” denilirmiş. Faraza bi gün parayı saçıyorsun, Bahamalar’a kadar uçak, Bahamalar’da otel + plaj kapatıyorsun, Paris Hilton’u oryantal oynatıp General Motors hissesi basıyorsun. Devrisi gün tasarruf olsun diye bokuna yumurta kırıp yiyorsun. İşte öyle bir ruh hali. Bipolarlar’da olurmuş. Bir de “borderline kişilik bozukluğu” olan kişilerde olurmuş. Borderline kişilik bozukluğunu “sınırda kişilik bozukluğu” diye Türkçeye çevirmişler, sonra yeterince afili bulmayıp ilk kelimesini İngilizce bırakmaya karar vermişler. Literatürde “borderline kişilik bozukluğu” olarak geçiyor.

Ben blogumda alıntı sevmiyorum. Şimdiye kadar alıntı yapmadım, yapanı sevmem, yaptıran da gözümde toptur… Ama Ekşi Sözlüğün Escartes isimli kullanıcısının “borderline kişilik bozukluğu” ile ilgili yazdıkları acayip hoşuma gitti. Buraya aynen alıyorum (top da senin beybabandır):

"belki de normal olan biziz? " sorusunu rahatlıkla sorduran kişilik halidir. bir bozukluk ya da cıvata atması değildir; bir kişiye her şeyi çok bilen psikoloji ilmi tarafından "borderline" tanısı konduysa, bu kişinin köküne kibrit suyu sıkılmasından başka terapi yolu yoktur! örneğin a clockwork orange romanında ve filminde kullanılan dahice(!) yöntem tek çaredir. o kişinin içinden kendi kişiliğini, kendi "ben"ini söküp atmadığınız sürece, siz onlara "hasta/kişilik bozukluğu var", demeye devam edeceksiniz; bilime kanıp da, güvenen borderline'lar da hasta ve kendilerinde kişilik bozukluğu olduğuna inanmaya devam edecekler.

ota boka borderline diyen amerikan psikiyatrlarının "kendi ürettikleri sisteme uymayan" başıbozuklar için uydurduğu ve dünyaya pazarladığı bir zırvadır borderline kisilik bozukluğu. 20yy.'ın son çeyreğinden (ya da ikinci yarısından) itibaren üst orta sınıf burjuva ailelerin rahatta yaşayan ama modern hayatta mutluluk bulamayan çocuklarına teşhis koymak için uydurulmuş bir tanımdır. sonrasında vaka çalışmalarıyla içine biraz aşırı uç, biraz sürekli yalan söyleme dürtüsü katılarak, üstüne de "her daim intihara eğilimlidir" sosu dökülerek 'service' edilmektedir. teşhisi konanlar da afiyetle yemektedirler. "vay be sınırlardaymışım ben demek ki!"

yok arkadaşım öyle bir şey! ben illa sizin sisteminize uyumlu bir parça olmak zorunda mıyım? aykırı düşünemez miyim? aykırı düşemez miyim? aynı şeyleri, aynı dozalarda arzulamak zorunda mıyım? hem çivisi çıkmış bu dünyada sürekli bir sevgi arayışında olmayacağım da, nerede olacağım? güneş doğduğunda mutlu olacağım ve battığında hüzünleneceğim elbette akşam çöküyor diye; bunun neresi garip? 2000 yıl evvel göktanrıya, güneşe tapıyorduk ya, ne oldu şimdi? kapitalizm herkese neyin ne kadar tüketileceğini söylüyorken, ben onun koyduğu sınırları zorluyorum diye mi hastayım? size ne arkadaşım benim alkole, sekse veya bağımlılık yapan herhangi bir şeye düşkünlüğümden? düşeceksem ben bunu bilirim zaten, sana ne? durmak istediğim yerde de dururum. hem de senin kapitalizm tarafından pohpohlanan tüketim çılgınlığına ket vuramayacağın açık yürekliliği göstererek dururum. çünkü sen sistemin bir parçasısın, ama ben değilim. ne zaman doğacağıma karar veremedim belki ama bu dünyadan ne zaman gideceksem buna ben karar verebilirim. oysa sen bunun düşüncesinden bile korkarsın. benim korkmamamdan daha çok korkarsın ve bu yüzden bana bozuk/hasta vs. yaftası yapıştırırsın. çünkü sana göre ve sisteme göre normal sensin.

peki ya 'normal' olan bizlersek? bu hayat gerçekten akışına göre yaşanmayı hak ederken onu korselere soktunuz ve şimdi birileri korseyi kabul etmiyor diye anormal oluyor öyle mi? asıl köpek gibi aşık olduğu insan tarafından reddedilince buna kızmak, kudurmak normaldir! siz demokrat yaşamlarınıza öyle sıkı sıkıya sarılmışsınız ki aşkın gerçek yoğunluğunu, tutkusunu unutmuşsunuz. reddedilen kişi kendini çok üstün bir kişilik olarak gördüğü için hiddetlenmez. aşkının, hislerinin bi-zati kendisine değer verilmediği için hiddetlenir. "bırak şu orospuyu! sana kız mı yok?" bir kız tarafından reddedilen erkeğin en kolay avunma/avutulma cümlesidir; böbürlenme değil.

her neyse, konuyu toparlayamayacağımız kadar dağıtmayalım.
bu başımıza sarılan borderline belası yakında borderline mağdurları derneğini kurduracak kadar ileri gitmektedir; ben bundan korkarım...

Rengarenk temalar yüzünden gözümü bozmak pahasına Ekşi Sözlükte okuyam diyenlere link: Burada

Söylemesi hoşuma gittiği için bipolarlar bi polarlar, bi polarlar ki parmaklarını yirsin.

A Tribute to John Belushi Bölüm 2

Aslında aşağıdaki John Belushi'nin en beğendiğim performanslarından biri değil. Ama NBC neredeyse bütün video paylaşım sitelerindeki John Belushi kliplerini kaldırtmış. Yerine de kendi telifleri kapsamında yayınladıkları klipleri koydurmuş. Elbette o telifli videoları Türkiye'den seyretmek mümkün değil... Açmaya çalışınca bu video Türklere bi beden bol uyarısı çıkıyor... Üstelik çekim de çok süper değil, televizyondan kaydedilmiş. Televizyondan da dediysem, televizyonun dışından ağrı video kamera tutmak suretiyle, bir nevi CAM-RIP gibi kaydedilmiş. Ama yine de fikir verecektir... Adamın anlattıklarının çevirisini de koydum aşağıya... Bir kültürel not bu arada: İrlandalı Şansı, Amerika'da götünden bal damlıyor anlamında kullanılır. İrlandalılar şanslı olurmuş hesapta...

Jane Curtin: Evet sayın seyirciler. Yine bir Aziz Patrick gününde birlikteyiz ve John Belushi bizlere İrlandalı Şansı’nı anlatacak.

John Belushi: Teşekkürler. Çok teşekkür ederim. Evet, yine yılın o günündeyiz. Aziz Patrik günü geldi de geçiyor bile. İrlanda’nın çocukları günün sefasını sürüyorlar. İrlanda denildiğinde aklıma pek çok renkli deyim ve ifade geliyor. Örneğin: “en güzel sabahlar senin olsun” (top of the morning to ya), “blarney taşını öpmek” (kissing the blarney stone), “şeytan öldüğünü öğrenmeden bir saat önce cennette olasın" (may you be in heaven an hour before the devil knows you're dead), “seni sikimle döverim” (I'd like to smash you in the face with my shillelagh),  "Danny-boy" (Amerika’da İrlandalılara deniyor), "Begorra" (eywallah türünden İrlandalılara özgü bir teşekkür biçimi), vs. vs. Ama İrlandalı denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk gelen ifade İrlandalı Şansıdır.

İrlandalı Şansıymış. Tabi. Diyelim ki İrlanda’da bir bardasınız, hah, İrlanda’da herhangi bir yerde, bir barda. Adamın biri yanınıza geliyor ve diyor ki: "O duyduğum tik tak sesleri bombadan mı geliyor yoksa?" Ve GÜM!!! İç organlarınız tavana, beyniniz caddenin karşısındaki otomobilinize yapışıyor. Al sana İrlandalı Şansı. Bırakın bu işleri. Kimi kandırıyorsunuz?

Gelin İrlandalının kötü şansından bahsedelim biraz da, olur mu? Mesela PATATES KITLIĞI!! Nasıl? Onları korkutur değil mi? Eee, korkutması da lazım. En başında Amerika’ya geliş sebepleri de bu değil mi? Patates tarlasında ırgatlık yapmamak için. İşte o yüzden Amerika’ya gelip burada politikacı, rahip, polis oluyorlar. Şans? Tutma beni…

(konuştukça daha da sinirlenir ve coşar)

Bir ahbabım var, adı Dan Sullivan. Sapına kadar İrlandalıdır. Sık sık birlikte kafa çekerdik. İki duble attıktan sonra İrlandalı korsan oluverirdi. Anlıyor musun? Sizce şansı var mıydı peki? Bir gün arabası çalındı. Geri zekalının sigortası da yok, ruhsatı da yanında değil… Üstüne üstlük bir de sarhoş olduğu için hapse giriyor. Daha sonra kafayı sıfırlamak için Hindistan’a mı Nepal’e mi ne gidiyor. Ve annesi ölüyor. Buna telgraf çekiyorlar, diyorlar ki annen öldü kalk cenazeye gel. Annesinin cenazesi... Adamımız da Hindistan’da veya Nepal’de. İşte lotus oturuşunda kutsal ineklerin böğürmesini dinliyor. Atlayıp geliyor, Amerikan Gümrüğünde uyuşturucu trafiği yapmaktan alınıyor. Taşımak değil, bulundurmak değil, trafiğini yapmak! Yani adamın anası ölüyor, anasının cenazesine geliyor, gümrükte bir de bakıyor ki meğer altına 25 kilo siyah Tibet esrarı zulalamışlar… Şimdi bu kötü şans değil, bu SALAK ŞANS. Hatta bunun şansla da alakası yok, bu herifte gram beyin yok bence. Önce sarhoş olduğu için sonra keş olduğu için tutuklanıyor. Peki sonra ne oluyor? Bana sormayın, gidin Sullivan’a sorun! Sonra ne oluyor?! Sullivan beni arıyor: "Dostum sınırda paket oldum. Kefalet olarak 5 bin dolara ihtiyacım var" diyor. Dedim ki, dedim ki: "Beş bin dolar mı?!? Oğlum ben hayatım boyunca beş bin doları bir arada görmemişim. Benden isteme git anandan iste!!!" (yana döner) ki bu hiç söylenmeyecek gayet salakça bir şeydi çünkü adamın anası yeni öldü. (yüksek sesle tiradına devam ederek) Şimdiyse, bu sarhoş İrlandalı esrarkeş anasının eşşek cennetini boylayışı ile ilgili gafımdan dolayı beni öldürmek istiyor! Olaya bak. Bir tek şey kesin! Bir tek şey!!! Analarına çok düşkünler, aman allahım, şu İrlandalılar ve anaları. Anam şöyle, anam böyle. (tam John Belushi’den beklenecek şekilde elini kolunu sallamaya başlayarak) Ah benim İrlandalı anam! İrlanda cennet olmalı, çünkü benim anam bir melek.. aaahhhhh! aaaahhhhhhh!!!