Kris Rak: Kadınlar ve Erkekler

Sevdiğim bir diğer Amerikalı komedyen de Chris Rock. Barrack Obama'nın seçilmesinde büyük rol sahibi bu adam. Obama'nın gittiği her yere gidip, Obama konuşma yapmadan önce kısa süreli bir politik-şov yaparak milleti ısıtırdı. Aşağıda 1999 tarihli Bigger and Blacker isimli gösterisinden alınma kadınlar ve erkekler konulu rutinleri var.

Kadınlar ne ister ben biliyorum. Kadın ne ister? Her şeyi! Kadın her bir boku ister. Kadın sanki hayat indirimli alışverişmiş gibi davranır. Dükkanlar kapanmadan alabileceği her şeyi almak peşindedir. Kadın işte bunu ister: her şeyi! Peki erkekler ne ister onu biliyor musunuz? Erkek ne ister? Yemek, seks, huzur... Bu kadar. Beni besle, benle seviş ve bi sus a.q. [more]

...

Kimler daha büyük yalancı? Kadınlar mı erkekler mi? (kalabalıktan: erkekler! kadınlar! erkekler!...). Erkekler daha sık yalan söyler, kadınlar ise daha büyük yalanlar söyler. Biz erkekler sürekli yalan söyleriz. Peki erkeklerin tipik yalanları nedir biliyor musunuz? “Tony’lerdeydim”. Erkeğin tipik yalanı budur. Bir kadının söyleyeceği yalanlar ise örneğin “bebek senden” gibi büyük yalanlardır... Hepimiz en az bir kere duymuşuzdur bu yalanı. Hadi canım, bana benzemiyor bile. Eeerh, şapkası sana çekmiş!

Kimler daha büyük yalancı? Kadınlar daha büyük yalancı. Bir bakın kendinize! Hepiniz kendinize bir bakın! Sen yalancısın. Sen de yalancısın a.q. Sen, sen, sen sen sen, sen, sen ve sen, hepiniz. Görsel yalancılarsınız. Bir bakın kendinize. Yüksek topuklu giymişsin, boyun o kadar uzun değil ki. Makyaj yapmışsın, yüzün aslında o kadar güzel değil. Postiş takmışsın, saçların o kadar uzun değil. Sen de wonderbra giyiyorsun, memelerin o kadar dik ve diri değil. Kadınlarla ilgili her şey yalan. Ve benden sana doğruyu söylememi mi bekliyorsun? Siktir oradan!

Biz erkekler yalan söyleriz. Bizim hayatımız yalandır. Bizi deli eden de budur işte: her akşam kendimizi bir yalanı yaşar buluruz. Örneğin bu salondaki her erkek evinin bir yerinde porno saklıyordur. Buradaki her erkeğin bir yerlerde bir porno zulası mutlaka vardır. Ve sadece buzdolabının arkası ya da yatağın altı gibi klişe yerlerde de değil. İş porno saklamaya geldiği zaman biz erkekler batman gibiyizdir. Şamdana dokunursun kitaplık yana kayar, karanlık bir koridordan geçip iki kat aşağı inersin: porno mahzenine. Ahhh...

Yine de kadınlar pornoyu mutlaka bulur. Kadınlar mutlaka bulur o pornoyu. Üstelik zulaladığınız yerde de değil, yo yo. Kadın pornoyu nerde bulur? DVD’nin içinde! Ve erkeğin içi içini yer: lanet olsun, nasıl porno CD’yi DVD’nin içinde bırakacak kadar aptal oldum ben? Nasıl olduğunu söyleyeyim: çünkü adamım, asılırken beyne kan gitmiyor ki. Beynin bulutlu ve sisli oluyor o anda...

...

Beyler, konuşmanız şart. Kadının en büyük şikayeti budur: konuşmuyorsun. Hiç konuşmuyorsun! Hadi konuşalım... Doğru. Kadınlar konuşmaya bayılır. Kadınlar konuşmayı seviyor. Ama kadın “konuş” anlamında konuşmayı sevmiyor. Kadınlar aslında dinlememizi istiyor. Biz dinleyeceğiz, onlar konuşacaklar. Aslında kadınınızın sizden tek istediği onun hikayesini anlatabilmesini sağlayacak doğru soruları doğru zamanda sormanız. Siz ortalayacaksınız, o golü atacak. Beyler, kadınınızı mutlu etmek istiyor musunuz? Tek yapmanız gereken “günün nasıl geçti aşkım?” diye sormak. Günün nasıl geçti? Hayatım, gü-nün-na-sıl-geç-ti? Çünkü “günün nasıl geçti” bir kadın için 45 dakikalık sohbet fırsatı demektir. Ve bir erkek olarak sizin konuşmanız da gerekmez hani. Tek yapmanız gereken “konuşur” gibi yapmaktır. Şöyle mesela: aaa?, hadi canım? Bırak şimdi! İnanmıyorum sana. Kıyamam. Gerçekten mi? Hadi canım. Bırak şimdi! İnanmıyorum sana. Yok artık? Ben sana o sürtük deli demiştim! Bir noktada “sana o sürtük deli demiştim”’i deyivermeniz şarttır. Neden mi? Çünkü her kadının işyerinde çekemediği bir başka kadın mutlaka vardır. Ve kızlar, siz her şeyi abartıyorsunuz. Her şeyi abartılı bir iktidar savaşı gibi lanse ediyorsunuz. Mesela: beni yok etmeye çalışıyor! Neden bahsediyorsun sen? Senin işin J.C.Penney’de hediye paketi yapmak. Ne yapıyor yani? Paket kağıtlarını mı yırtıyor?

Farklarımız - George Carlin

Bu ülkede duyduğumuz tek şey sahip olduğumuz farklar. Bütün medyanın ve tüm politikacıların sürekli bahsettikleri şey bu. Bizi birbirimizden ayıran, birbirimizden farklı kılan şeylerden bahsediyorlar. Egemen sınıf işlerini her toplumda bu şekilde yürütür. Kendi sınıflarından olmayan insanları bölerler. Orta ve alt gelir grubunun sürekli birbirleriyle kavga etmesini sağlarlar ki onlar, yani zengin sınıf, ülkedeki tüm parayı yönetebilsin. Çok basit bir mantığı olmakla birlikte, çok etkili bir yöntem. Görüyorsunuz, farklı olan ne varsa, ondan bahsediyorlar: ırk, din, etnik ve milli köken, meslekler, gelir, eğitim, sosyal statü, cinsel tercihler, bizim üzerinde ihtilafa düşüp kavgaya tutuşacağımız her ne varsa ondan konuşuyorlar ki onlar o arada bankaya gitmeyi sürdürebilsin... [more]

Ben bu ülkedeki ekonomik ve sosyal sınıfları nasıl tanımlıyorum biliyor musunuz? Üst sınıf tüm parayı kendine saklar, hiç vergi ödemez. Orta sınıf tüm vergiyi öder, tüm işi yapar. Fakirlerse sadece orta sınıfı korkutmak için vardır. Orta sınıfın işe devamını sağlamak için...

George Carlin’in 1992 yılında yaptığı Jammin’ in New York isimli gösterisinden alınmıştır.


All you hear about in this country is our differences. That’s all the media and politicians talk about. They talk about things that separate us, things that make us different from one another. That’s the way the ruling class operates in any society. They try to divide the rest of the people. They keep the lower and middle classes fighting with each other so they, the rich, can run off all the fuckin’ money. Fairly simple thing, which happens to work. You know, anything different, that what they’re gonna talk about: race, religion, ethnic and national background, jobs, income, education, social status, sexuality, anything to keep us fighting with each other so they can keep going to the bank...

Do you know how I describe economic and social classes in this country? Upper class keeps all of the money and pays none of the taxes. Middle class pays all of the taxes, does all the work. The poor are there just to scare the shit out of the middle class. Keep them showing up at their jobs.

A Tribute to John Belushi Bölüm 2

Aslında aşağıdaki John Belushi'nin en beğendiğim performanslarından biri değil. Ama NBC neredeyse bütün video paylaşım sitelerindeki John Belushi kliplerini kaldırtmış. Yerine de kendi telifleri kapsamında yayınladıkları klipleri koydurmuş. Elbette o telifli videoları Türkiye'den seyretmek mümkün değil... Açmaya çalışınca bu video Türklere bi beden bol uyarısı çıkıyor... Üstelik çekim de çok süper değil, televizyondan kaydedilmiş. Televizyondan da dediysem, televizyonun dışından ağrı video kamera tutmak suretiyle, bir nevi CAM-RIP gibi kaydedilmiş. Ama yine de fikir verecektir... Adamın anlattıklarının çevirisini de koydum aşağıya... Bir kültürel not bu arada: İrlandalı Şansı, Amerika'da götünden bal damlıyor anlamında kullanılır. İrlandalılar şanslı olurmuş hesapta...

Jane Curtin: Evet sayın seyirciler. Yine bir Aziz Patrick gününde birlikteyiz ve John Belushi bizlere İrlandalı Şansı’nı anlatacak.

John Belushi: Teşekkürler. Çok teşekkür ederim. Evet, yine yılın o günündeyiz. Aziz Patrik günü geldi de geçiyor bile. İrlanda’nın çocukları günün sefasını sürüyorlar. İrlanda denildiğinde aklıma pek çok renkli deyim ve ifade geliyor. Örneğin: “en güzel sabahlar senin olsun” (top of the morning to ya), “blarney taşını öpmek” (kissing the blarney stone), “şeytan öldüğünü öğrenmeden bir saat önce cennette olasın" (may you be in heaven an hour before the devil knows you're dead), “seni sikimle döverim” (I'd like to smash you in the face with my shillelagh),  "Danny-boy" (Amerika’da İrlandalılara deniyor), "Begorra" (eywallah türünden İrlandalılara özgü bir teşekkür biçimi), vs. vs. Ama İrlandalı denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk gelen ifade İrlandalı Şansıdır.

İrlandalı Şansıymış. Tabi. Diyelim ki İrlanda’da bir bardasınız, hah, İrlanda’da herhangi bir yerde, bir barda. Adamın biri yanınıza geliyor ve diyor ki: "O duyduğum tik tak sesleri bombadan mı geliyor yoksa?" Ve GÜM!!! İç organlarınız tavana, beyniniz caddenin karşısındaki otomobilinize yapışıyor. Al sana İrlandalı Şansı. Bırakın bu işleri. Kimi kandırıyorsunuz?

Gelin İrlandalının kötü şansından bahsedelim biraz da, olur mu? Mesela PATATES KITLIĞI!! Nasıl? Onları korkutur değil mi? Eee, korkutması da lazım. En başında Amerika’ya geliş sebepleri de bu değil mi? Patates tarlasında ırgatlık yapmamak için. İşte o yüzden Amerika’ya gelip burada politikacı, rahip, polis oluyorlar. Şans? Tutma beni…

(konuştukça daha da sinirlenir ve coşar)

Bir ahbabım var, adı Dan Sullivan. Sapına kadar İrlandalıdır. Sık sık birlikte kafa çekerdik. İki duble attıktan sonra İrlandalı korsan oluverirdi. Anlıyor musun? Sizce şansı var mıydı peki? Bir gün arabası çalındı. Geri zekalının sigortası da yok, ruhsatı da yanında değil… Üstüne üstlük bir de sarhoş olduğu için hapse giriyor. Daha sonra kafayı sıfırlamak için Hindistan’a mı Nepal’e mi ne gidiyor. Ve annesi ölüyor. Buna telgraf çekiyorlar, diyorlar ki annen öldü kalk cenazeye gel. Annesinin cenazesi... Adamımız da Hindistan’da veya Nepal’de. İşte lotus oturuşunda kutsal ineklerin böğürmesini dinliyor. Atlayıp geliyor, Amerikan Gümrüğünde uyuşturucu trafiği yapmaktan alınıyor. Taşımak değil, bulundurmak değil, trafiğini yapmak! Yani adamın anası ölüyor, anasının cenazesine geliyor, gümrükte bir de bakıyor ki meğer altına 25 kilo siyah Tibet esrarı zulalamışlar… Şimdi bu kötü şans değil, bu SALAK ŞANS. Hatta bunun şansla da alakası yok, bu herifte gram beyin yok bence. Önce sarhoş olduğu için sonra keş olduğu için tutuklanıyor. Peki sonra ne oluyor? Bana sormayın, gidin Sullivan’a sorun! Sonra ne oluyor?! Sullivan beni arıyor: "Dostum sınırda paket oldum. Kefalet olarak 5 bin dolara ihtiyacım var" diyor. Dedim ki, dedim ki: "Beş bin dolar mı?!? Oğlum ben hayatım boyunca beş bin doları bir arada görmemişim. Benden isteme git anandan iste!!!" (yana döner) ki bu hiç söylenmeyecek gayet salakça bir şeydi çünkü adamın anası yeni öldü. (yüksek sesle tiradına devam ederek) Şimdiyse, bu sarhoş İrlandalı esrarkeş anasının eşşek cennetini boylayışı ile ilgili gafımdan dolayı beni öldürmek istiyor! Olaya bak. Bir tek şey kesin! Bir tek şey!!! Analarına çok düşkünler, aman allahım, şu İrlandalılar ve anaları. Anam şöyle, anam böyle. (tam John Belushi’den beklenecek şekilde elini kolunu sallamaya başlayarak) Ah benim İrlandalı anam! İrlanda cennet olmalı, çünkü benim anam bir melek.. aaahhhhh! aaaahhhhhhh!!!

 

Google Translates. Or Does It???

Google, şimdi de Google Translate özelliği ile çığır açıyor. Peki acaba Google ortalama Türk insanı için, gerçekten faydalı çeviriler yapabilecek mi?Örneğin her gün takıldığımız porno sitelerinde ya da video paylaşım sitelerinde Google Translate özelliğini kullanabilecek miyiz? Ortaparmak ekibi sizin için test etti: [more]

İngiliş Törkiş
Fuck me harder. (Bin üzerime kökle de kökle) Lanet olsun zor.
Larry Page is one stupid motherfucker. (Larry Page denen lavuk var ya, aptal orospu çocğuğunun tekidir) Larry Page bir aptal orospu çocuğu olduğunu.
Google is lame. (Google yarraa yemiş) Google topal bir.
Tayyip, suck my balls. (Tayyip, taşşaklarımı emsin) Tayyip benim topları özümlemek.
Prime Minister is one filthy, jewish, retard traitor. (Boşbakan pis, yahudi ve beyin özürlü bir vatan hainidir. Başbakan bir pis, Yahudi, geciktirir hain olduğunu.
Haluk rules. (Şu Haluk üyük adam) Haluk kuralları.
It was many and many a year ago, in a kingdom by the sea, that a maiden there lived whom you may know, by the name of Recep Tayyip Erdogan (seneler evveldi, bir deniz ülkesinde yaşayan bir kız vardı. Bileceksiniz, ismi Recep Tayyip Erdoğan.) Bu çok fazla bir yıl önce, bir krallık olarak deniz yoluyla, bir kızlık orada kim biliyor Mayıs yaşamış olduğunu, Recep Tayyip Erdoğan'ın ismi ile
Tayyip sucks the sweat out of donkey balls. (Eşşeğin amına kelebek konmuş Tayyip one minit one minit demiş) Tayyip eşek toplar ve katlanmak kötü.
Ignorant son of a bitch. (cahil orospu evladı) Orospu cahil oğlum.
Come beri yar come beri (Gel beri yar gel beri) Gel beri yar beri gel

Açıkça görüldüğü üzere, Google Translate İngilizceden Türkçeye politika çevirileri yapmak ya da porno ve video paylaşım sitelerinde kullanmak için yeterli değil. Peki, Google Translate kullanılarak turistik yörede karı kaldırılabilir mi? Onu da araştırdık. Bakınız:

Törkiş İngiliş
Orta asyadan akdenize bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. As per a leading filly Mediterranean Middle asyadan this country is ours.
Tayyip'in götünün kılları kadayıf olmuş. Tayyip's ass and the hair was Kadayıf.
Hacı, gel Kumkapı'da rakının dibine vuralım. Pilgrims, came to the bottom of rakı in Kumkapı My vural.
Oğlum Steve, bu karılar bizi ekti mi yoksa lan? My son Steve, or did you fuck this wife dissed us?
Rebecca yavrum, bırak bu götoşları sen. Gel biz mehtaba çıkalım seninle. Rebecca baby, leave this götoşları you. Come, let us go to the moon with you.
Liverpool'un neresindensin? Liverpool's Where?
Kızlar ortam baydı, gelin kumsalda devam edelim. Girls media bay, and the bride on the beach Let's go.
Ananı sikerim, kalbini de kırarım. An who can fuck, you broke the heart.
Kızım rakıyı balığı lüpletirken iyiydi de şimdi mi aklına geldi sevgilin olduğu? My daughter was a good while now rakı did you lüplet the fish came to the mind of the lover?
Lan adamı hasta etme vereceksen ver, 7 gün tatilin 2'sini yedin zaten. The guy will be patient with you, 7 days holiday 2'sinde ate already.
Steve, sen mangalı bana bırak, git marketten bi büyük kap gel. Hadi abisi. Steve, you left me with manga, a large container to markets came from. Come on, man is.
Anna yavrum, her gece disko, her gece bar, benim beynim sikildi. Bu akşam efendi gibi rakı içelim. Anna baby, disco every night, every night bar, I was fucking my brain. This evening as master drink raki.
Maden dağı dumandır. Mine is a mountain of smoke.

Google'ın bu dalda ortalama bir Türk turizmcisinden daha başarılı olduğunu gözlemlesek de, yine de girişimci Türk çapkınına turist hatunların aklını alacak bir avantaj sağlamayacağı görüşündeyiz. Bizce siz orta iki ingilizcenizle takılın, Google'dan daha başarılı olacağınız kesin. Bu arada, bu dalda Google en büyük başarıyı eski bir E.T. repliğinin çevirisinden elde etti: E.T. Eve Telefon (E.T. Phone Home).

I'm Fuckin' Matt Damon

Efendim bir varmış, bir yokmuş, Jimmy Kimmel adında bir dallama talk show sunucusu varmış. Bu dallama eskiden Sarah Silverman adında bir komedyenle çıkarmış. Jimmy, şovuna Matt Damon katılmadığı halde, her şovunun sonunda "Efendim şovumuza Matt Damon da davetliydi ama, vaktimiz kalmadığı için kendisini ağırlayamıyoruz. Başka zaman kısmetse" diyerek şovu bitirirmiş. Bir gün, şova Matt Damon da (gerçekten) davetlidir. Bu Jimmy dallaması şovunu yine "vaktimiz kalmadığı için Matt Damon'a yer veremiyoruz..." diye bitirmesin mi... Matt Damon çıldırmış tabi.

İşte Jimmy Kimmel'in yukarıdakine benzer dallamalıklarından ötürü Jimmy'nin eski sevgilisi Sarah Silverman ile Matt Damon aşağıdaki klibi çekmişler. Sarah bir punduna getirip Jimmy'nin şovunda bu VTR'yi yayına sokuyor. Meali, "Matt Damon'la bipişiyorum"... Jimmy daha sonra bu videoya cevaben "Ben Affleck"le bipişiyorum" diye bir video çekmiş, o videoda Hollywood"un yarısını oynatmış ama ne fayda...

Matt Damon'ın "on the bed, on the floor, on a towel by the door, in the tub, in the car, up against the mini-bar" (yatakta, yerde, kapının yanına serdiğim havlunun üstünde, küvette, arabada, minibara dayayıp ayakta) şeklinde vokal yaparkenki orgazmik yüz ifadesi işte bundan kaynaklanıyor...

on the bed, on the floor,
on a towel by the door,
in the tub, in the car,
up against the mini-bar

On Emir - Corc Karlin (Türkçesi)

Click here for English version


"George Carlin'in On Emir Yorumu koparıcı. Diyalektiği titretip, materyalisti kendine getirip taassubu algının kapılarından geçirmeyerek eşikte ırzına geçiyor" - Nev York Taymz
"Dayıoğlunu pıçakladım ben bunun yüzünden" - Kör Saim
"George, anamı da al git burdan" - RTE


On Emire itirazım var. Şöyle ki: neden on? Onuna birden gerek yok. Bence emirler listesi, on emir elde edebilmek için kasten ve suni olarak  şişirilmiş. Bu liste bariz olarak “vatkalı” bir liste. Bakın şöyle oldu:

[more]

Beş bin yıl kadar önce bir grup dinci sahtekar toplanıp insanları hizaya sokup kontrol altında tutmanın bir yolunu buldu. İnsanların esasen salak olduklarını ve kendilerine söylenen her şeye inanacaklarını biliyorlardı. Böylece bu adamlar Tanrının, bizzat Tanrının, herkes tarafından dikkate alınıp uygulanmasını istediği bir listeyi kendilerine verdiğini duyurdular. Her şey bir dağın tepesinde, etrafta hiç kimsecikler yokken olup bitmişti, dolayısıyla başka gören de yoktu.

Peki size bir şey soracağım: bu adamlar bir çadır içerisinde oturmuş bütün bunları uydururken neden on sayısını tercih ettiler? Neden on? Neden dokuz ya da on bir değil? Nedenini de izah edeyim: çünkü on kulağa önemli gibi geliyor. On kulağa resmi geliyor. Eğer on bir deselerdi insanların onları ciddiye almayacağını biliyorlardı: “Ne? On bir emir mi? Siktir git lan. Sen dalga mı geçiyorsun benimle”? Ama on! On kulağa önemli gibi geliyor. Onluk düzen ona dayalıdır. Bir deste on adetten oluşur. On psikolojik olarak tatmin edici bir sayıdır: top ten (en iyi on), en istenen on, en iyi on giyim gibi… Yani emirlerin on adet olması tamamen bir pazarlama kararıydı. Ayrıca (on emir) bariz bir yalan listesi. Tirajının yüksek olması için kasten şişirilmiş siyasi bir belge. Gelin size emirlerin sayısını azaltarak nasıl daha mantıklı ve gerçekçi bir liste oluşturabileceğimizi göstereyim.

İlk üç emirden başlayacağız ve on emirin Roman-Katolik versiyonunu kullanacağım çünkü ben çocukken zorla kafama sokulan versiyon buydu.

Ben Rab’bim, senin Tanrın. Karşımda başka ilahların olmayacak. Rab’bin ismini boş yere ağzına almayacaksın. Sebt gününü takdis edeceksin.

Evet. Daha konuya girer girmez apaçık görülüyor ki ilk üç emir küllüm yalan. Sebt günleri, Rab’bin adı, başka ilahlar, ürkütücü bir dil… Primitif insanı korkutup kontrol altına almak için düşünülmüş ürkütücü bir dil. Bu türden batıl zırvalıkların 21. Yüzyılın entelektüel ve medeni insanının hayatında geçerliliği kesinlikle olamaz. O zaman ilk üç emri atıyoruz gitsin ve elde var yedi.

Babana ve anana hürmet edeceksin.

Bu emir itaat ve otoriteye saygı göstermeyle ilgili. Bir başka deyişle bu emrin amacı insanları kolayından kontrol altına alabilmek. Gerçek şu ki itaat ve saygı durduk yerde verilen şeyler değildir. Kazanılmaları gerekir. İtaat ve saygı ebeveynin ya da saygı duyulacak birey her kimse onun performansına bağlı olmalıdır. Kimi ebeveyn saygıyı hak ederken pek çok ebeveyn hak etmez. Nokta. Kaldı altı.

Şimdi, her ne kadar mantık dinin anlayıp kabullenmekte zorlandığı bir husus olsa da, ben mantıklı davranacağım ve zaman kazanmak için listede bazı atlamalar yapacağım.

Çalmayacaksın. Yalan şahadet etmeyeceksin.

Çalmak ve yalancılık. Biraz düşünürseniz göreceksiniz ki bu iki emir aslında aynı davranış türünden bahsediyor: ahlaksızlık. Hırsızlık ve yalancılık! Yani ikisine birden ihtiyacımız yok. Onun yerine bunları tek bir emirde birleştirerek özetle “ahlaksızlık yapmayacaksın” deriz ve hooop, beş emir kaldı.

Bu arada emirleri birleştirmeye başlamışken, birlikte olması gereken iki emir daha var:

Zina etmeyeceksin” ve “Komşunun karısına göz koymayacaksın”.

Yine bu iki emir de aynı davranış türünü yasaklıyorlar ki bu sefer yasaklanan evlilik yuvasına sadakatsizlik. Bunlar arasındaki fark göz koyma olayının beyinde olup bitmesi. Ve ben insanlara başkalarının karısıyla ilgili fanteziler kurmayı yasaklamamanız gerektiğini düşünüyorum. Öyle ya yasakladık diyelim, adam çavuşu tokatlarken ne düşünecek peki? Ama evlilik yuvasına sadakat mantıklı bir fikir. O yüzden bu fikri tutalım ve diyelim ki “sadakatsizlik yapmayacaksın” ve birden bire dörde düştük.

Ve tekrar düşündüğümüzde fark ederiz ki dürüstlük ve iffet de aslında aynı genel değerin bileşenleridir. Yani aslına bakarsanız dürüstlükle ilgili iki emir ile sadakatle ilgili iki emri de birleştirip olumsuz ifade yerine olumlu ifade kullanmak suretiyle “her zaman dürüst ve sadık olacaksın” diyebiliriz. Böylece elimizde üç emir kalıyor.

Komşunun malına mülküne göz koymayacaksın/imrenmeyeceksin.

İşte bu düpedüz aptallık. Ekonomi, komşularımızın malına mülküne imrenmemiz sayesinde ayakta duruyor. Komşu şarkı söyleyen bir vibratör aldığında aynısından bir tane de siz edinmek istersiniz. İmrenme anlamındaki göz koyma istihdam yaratır. İmrenmeye dokunmayın. İmrenmeyle ilgili bu emri de çıkarttığımızda geriye iki emir kalmıştır: birleştirip kapsamını genişlettiğimiz sadakat emri ile henüz bahsetmemiş olduğumuz bir diğer emir:

Öldürmeyeceksin.

Beşinci emirle yasaklanan cinayet. Ancak biraz düşünürsek, aslında din hiçbir zaman cinayeti kabullenmekte sorun yaşamamıştır ki. Hem de hiç! Tarihte tanrı adına öldürülenlerin sayısı tüm diğer nedenlerle öldürülenlerin sayısından çok daha fazladır. Birkaç örnek vermek gerekirse: İrlanda tarihini düşünün, Orta Doğuyu, Haçlı Seferlerini, Engizisyon mahkemelerini, Amerika’daki kürtaj cerrahı cinayetlerini düşünün. Ve evet, lafı ağzımdan aldınız: Dünya Ticaret Merkezini düşünün ve dindar kesimin “öldürmeyeceksin” emrini ne kadar ciddiye aldığını göreceksiniz. Çok açık ortada ki dindar kesim için, özellikle de katı dindarlar için cinayet pazarlığa açık bir husus. Bu konu sadece öldürenin kim öldürülenin kim olduğuna bağlı. Ve işte tüm bunlar ışığında dostlar, sizlere tarafımdan revize edilmiş iki emir listesini sunuyorum:

Birinci Emir: her zaman –ve özellikle de kukuyu kimden alıyorsan ona karşı, dürüst ve sadık olacaksın; ve
İkinci Emir: karşındakinin senin tapındığın görünmez yaratıktan farklı bir görünmez yaratığa tapınıyor olması durumu hariç; kimseyi öldürmemeye gayret edeceksin.

Bu kadarı yeter de artar bile dostlar. Musa emirleri dağdan indirirken cebinde bile taşıyabilirdi. Ve eğer böyle bir listemiz olsaydı işte o zaman o “zeki” Alabama yargıcının kamusal alanda duvarda kalıcı olarak sergilemesine de aldırmazdım. Elbette ek bir emir daha yazdırması kaydıyla: “kendi dinini kendine saklayacaksın”.

Meraklısına: http://www.georgecarlin.com
Ayrıca: Bu Sitede Corc Karlin

On Emir - Corc Karlin (Ten Commandments by George Carlin)

I have a problem with the Ten Commandments. Here it is: why are they ten? We don’t need ten. I think the list of commandments was deliberately and artificially inflated to get it up to ten. It’s clearly “a padded list”. Here is how it happened:

About five thousand years ago, bunch of religious hustlers got together to figure out how they could control people and keep them in line. They knew that people are basically stupid and would believe anything they were told. So these guys announced that God, God personally, had given one of them a list of ten commandments that he wanted everyone to follow. They claimed that the whole thing took place on a mountain top, where no one else was around.
[more]

But let me ask you something: when these guys were sitting in a tent making all this stuff up why did they pick ten? Why ten? Why not nine or eleven? I’ll tell you why. Because ten sounds important. Ten sounds official. They knew if they tried eleven people wouldn’t take them seriously. What’re you kidding me? Eleven commandments, get the fuck out of here. But ten! Ten sounds important. Ten is the basis for the decimal system. It’s a decade. It’s psychologically satisfying number: top ten, ten most wanted, ten best dress… So deciding on ten commandments was clearly a marketing decision. And it’s obviously a bullshit list. It’s a political document, artificially inflated to sell better. I’m gonna show you how you can reduce the number of commandments and come up with a list that is a little more logical and realistic.

We’ll start with the first three and I’ll use the Roman-Catholic version because those are the ones I was fed when I was a little boy.

I am the Lord thy God. Thou shalt have no strange gods before me. Thou shalt not take the name of the Lord in vain. Thou shalt keep holly the Sabbath.


OK. Right off the bat, first three commandments are pure bullshit. Sabbath days, Lords name, strange gods, spooky language… Spooky language that is designed to scare and control primitive people. In no way do superstitious  mumbo-jumbo like this apply to the lives of intelligent and civilized humans in the 21st century. So throw out the first three commandments and you’re down to seven.
Honor thy father and mother.

This commandment is about obedience and respect for authority. In other words, it is simply devised for controlling people. The truth is obedience and respect should not be granted automatically. They should be earned. They should be based on the parents’ or the authority figure’s performance. Some parents deserve respect but most of them don’t. Period. We’re down to six.

Now, in the interest of logic, something religion has a very hard time with, I’m gonna skip around the list a little bit.
Thou shalt not steal. Thou shalt not bear false witness.

Stealing and lying. Actually when you think about it these two commandments cover the same sort of behavior: dishonesty. Stealing and lying! So we don’t need two of them. Instead we can combine these two and call it “thou shalt not be dishonest” and suddenly we’re down to five.

And as long as we’re combining commandments, I have two others that belong together:

“Thou shalt not commit adultery” and “Thou shalt not covet thy neighbor’s wife”.

Once again, these two prohibit the same sort of behavior, which is in this case marital infidelity. Difference between them is that coveting takes place in mind. And I don’t think you should outlaw fantasizing about someone else’s wife. Otherwise what’s the guy gonna think about when he’s flogging his dong? But marital fidelity is a good idea. So I suggest that we keep the idea and call this commandment “thou shalt not be unfaithful” and suddenly we’re down to four.

And when you think about it further, honesty and fidelity are actually part of the same overall value. So in truth we could combine the two honesty commandments with the two fidelity commandments and –using positive language instead of negative, call the whole thing “thou shalt always be honest and faithful”. And now we’re down to three.
Thou shalt not covet thy neighbor’s goods.

This one is just plain stupid. Coveting your neighbor’s goods is what keeps the economy going. Your neighbor gets a vibrator that plays "oh come all yee faithful" you wanna get one too. Coveting creates jobs. Leave it alone. You throw out coveting and your left with two now. The big combined honesty fidelity commandment and the one we haven’t mentioned yet:
Thou shalt not kill.

Murder, the fifth commandment. But if you give it a little thought you realize that religion has never really had a problem with murder. Not really! More people have been killed in the name of god than for any other reason. To cite a few examples, think about Irish history, the Middle East, the Crusades, the Inquisitions, our own abortion doctors killings and yes, that’s right, the World Trade Center, and you’ll see how seriously religious people take thou shalt not kill. Apparently to religious folks, especially the devout, murder is negotiable. It just depends on who’s doing the killing and whose getting killed. And so with all this in mind folks I offer you my revised list of the two commandments:

First: thou shalt always be honest and faithful, especially to the provider of thy nookie;

And second: thou shalt try really hard not to kill anyone unless off course they pray to a different invisible avenger than the one you pray to.

Two is all you need folks. Moses could have carried them down the hill in his fuckin’ pocket. And if we had a list like that, I wouldn’t mind that brilliant judge in Alabama displaying it permanently in his courthouse lobby as long as he included one additional commandment: “thou shalt keep thy religion to thyself”.

Meraklısına: www.georgecarlin.com
Ayrıca: Bu Sitede Corc Karlin

40 Years in Comedy I - George Carlin

Biraz da Körfez Savaşından bahsetmek istiyorum. Bu savaşın en beğendiğim tarafı nedir biliyor musunuz? Kablolu da dahil tüm kanallarda yayınlanan ilk savaşımızdı bu. Üstelik savaşın reytingleri de gayet yüksekti değil mi? Eh tabi, savaşı seviyoruz. Bizler savaşçı insanlarız. Savaşı seviyoruz, çünkü savaşmakta başarılıyız. Peki neden başarılı olduğumuzu biliyor musunuz? Çünkü sık sık pratik yapıyoruz. Bu ülke sadece 200 yıllık ama şimdiden 10 büyük savaşa katıldı. Bu ülkede her 20 senede bir büyük bir savaşa giriyoruz. O yüzden de savaşmakta başarılıyız! Başarılı olmamız da iyi bir şey, çünkü artık savaştan başka hiçbir şeyde başarılı değiliz. Yanlış mıyım? Adam gibi bir araba üretemiyoruz. Yaptığımız televizyonlar, videolar bi sikime yaramıyor! Çelik sanayimiz kalmadı. Genç insanlarımızı eğitemiyoruz, yaşlılarımıza sağlık hizmeti sunamıyoruz. Ama iş ülkenizi bombalamaya geldi mi üzerimize yok… Ha?

Özellikle de ülkeniz koyu tenli insanlarla doluysa… Haha, seviyoruz ama sevmiyor muyuz? Olm bu bizim hobimiz lan. Dünyadaki yeni görevimiz bu: koyu tenlileri bombalamak. Irak, Panama, Granada, Libya… Ülkenizde koyu tenliler varsa söyleyin akıllı olsunlar! Yoksa bombalayıveririz. En son hangi beyaz halkı bombaladık hatırlıyor musunuz? Son beyaz halk? Hatta hiç beyaz halk hatırlayabiliyor musunuz? Almanlar! Sadece Almanlar. O da bizim işimize soyundukları işin. Dünyaya hakim olmak istediler. Siktirin üleaaan, o bizim işimiz


I'd like to talk a little about the War in the Persian Gulf. Do you know what my favorite part of that war is? It's the first war that we ever had that was on all channels plus cable. And the War got good ratings too, didn't it? Well, we like war. We like War, we're warlike people. We like war because we're good at it. You know why we're good at it? Because we get a lot of practice. This country is only 200 years old and we have already had 10 major wars. We average a major war in every 20 years in this country. So we're good at it! And it's a good thing we are; we aren't good at anything else anymore. Ha? Can't build a decent car. Can't make a TV set or a VCR worth a fuck! Got no steel industry left. Can't educate our young people. Can't get health care for our old people. But we can bomb the shit out of your country all right… Ha?

Especially if your country is full of brown people… Oh, we like that don't we. Man, that's our hobby. That's our new job in the world. Bombing brown people. Iraq, Panama, Granada, Libya… If you got some brown people in your country, tell'em to watch the fuck out! Or we'll god damn bomb you. When was the last white people that you can remember that we bombed? Can you remember the last white… Can you remember any white people…that we ever bombed? The Germans! Those were the only ones and that's only because they were trying to cut in our action. They wanted to dominate the World. Bullshit! That's our fucking job. George Carlin - 40 Years in Comedy

Corc Karlin - 40 Years in Comedy

Meraklısına: www.georgecarlin.com
Ayrıca: Bu Sitede Corc Karlin

40 Years in Comedy II - George Carlin

Evet dostlar, söz yalana geldiğinde, hem de yalanın kuyruklusuna böyle; yalan vaatlerin ve abartılmış iddiaların gelmiş geçmiş en büyük ağır-siklet şampiyonu önünde hepimiz saygıyla eğilmeliyiz: dinden bahsediyorum. Kurumsal dinden. Rakipsizdir… Apaçık, aşikar, gelmiş geçmiş en büyük uydurma hikaye dine ait. Düşünün bir kere. Din insanları gökyüzünde yaşayan görünmez bir adamın varlığına inandırdı. Bu adam her gün her dakika her yaptığınızı seyrediyor. Ve görünmez adamın gönderdiği 10 kalemlik bir liste var; yapmanızı istemediği şeylerin listesi. Ve eğer bunlardan herhangi birini yaparsanız sizi sonsuza değin ateşler dumanlar arasında yanacağınız, işkence göreceğiniz ve zamanın sonuna kadar çığlık çığlığa acı çekeceğiniz özel bir yere gönderecek… Ama sizi seviyor. Sizi seviyor…

Sizi seviyoooor ve paraya ihtiyacı var. Sürekli paraya ihtiyacı var. O rahman, rahim, onun gücü her şeye yeter, ama işte sadece para tutmayı beceremiyor… Din her yıl milyarlarca milyarlarca dolar kazanç sağlıyor, vergi de vermiyor ama her nedense sürekli paraya ihtiyaçları var. Bu çoook karlı bir dolap... Ah ufacık bir kısmı da bana düşse var ya… Off diyorum!


Folks, when it comes to bullshit, truly major league bullshit, you have to stand back before the all-times heavy-weight champion of false promises and exaggerated claims: religion. Organized religion. It's no contest. Religion easily, easily, has the best bullshit story of all times. Think about it. Religion has convinced people that there is an invisible man living in the sky, who watches everything you do every minute of everyday. And the invisible man has a list of ten specific things that he doesn't want you to do. And if you do any of these things, he will send you to a special place to burn in fires, in smoke and torturing for you to live forever and suffer and burn and scream until the end of time… But he loves you. He loves you.

He loves you, and he needs money. He always needs money. He's all powerful, all present, all knowing, and all wise, just can't handle money. Religion takes billions and billions of dollars, they pay no taxes, and somehow they always need money. That's a good bullshit story. If I may be permitted only a small pond... Holly shit!

Corc Karlin - 40 Years in Comedy

Meraklısına: http://www.georgecarlin.com
Ayrıca: Bu Sitede Corc Karlin

Amok Run

Elde patlamak üzere olan ideallerin elden çıkarılma yaşı 35 yaş. Bir nevi tasfiye nedeniyle maliyetine satış...

Rüzgar ilerilerden kızlı erkekli bir grubun söylediği bir Rus türküsünü taşıyor kulaklarıma. Belki de Balaklava savaşında nasılda verdikidi Türklerin eline heyheeeey diye çığırıyorlar. Çığırırlar, hakları, verdiler, memleketleri… Üstelik sadece Türk'ün değil, İngiliz'in de, Fransız'ın da eline verdiler aynı savaşta… Yüz küsur yıl sonra bile türküsü söylenir yani, yadırgamadım. Önemli olan bu soğukta dışarıda takıldıklarına göre bayağı bir içmiş oldukları, neşeli oldukları… Alkolü bıraktım mı ki ben harbiden? İçmemekle alkol bırakılıyor mu?

Radyonun, televizyonun, amarigan filmlerinin, enteller için sinema festivallerinin önümüze serdiği zevkler ve idealler bohçası içerisinden olmuşlarından üç beş zevk ve belki birkaç da ideal seçip, eldeki hor kullanılmış ideallerle artık zarar vermeye başlayan zevkleri elden çıkarıp, yepisyeni ideallerle yepisyeni bir hayata atılmanın zamanı geldi de geçiyor herhal... Zira mevcut idealler tek tek elde patlıyor ve elden çıkarılan zevklerin de yerine yenileri konulmazsa sonuç amok-run olacak.

Elbette böyle bir işe girişmeden oturup amok run'a bir de Türkçe karşılık bulmam ve wiki'deki açıklamasını anlaşılır bir Türkçeye düzeltmem gerekecek. Öyle ya, kendi ölüm sebebimin adını koyma işini TDK'ya ya da korsan VCD çeviren bir çömeze bırakamam herhalde. Öylesi çok boktan bi ölüm olurdu.

Aaa buldum bile. Amok Run: vuruşarak ölmek (buruşarak ölmekten iyidir)…