Geldim, Gördüm, Baydım

Interneti yasaklı, gazetecisi tutuklu, mizahı sansürlü, paşası içerde, teroristi dışarda, vergisi fahiş, benzini kazık, futbolu şikeli, seçimleri hileli, haberleri taraflı, sınavı şaibeli, eğitimi bilimsiz, öğretmenleri takunyalı, hergün şehit, eli kolu bağlı, insanı eğitimsiz, erkeği kompleksli kadını tesettürlü ülkenizi alın… Sizin olsun!

Enter Lars

İtin Dölü Lars

Aslında bu herifi alalı 15 gün kadar oluyor. Buraya koymadım, FF’de de bugüne kadar pek bahsetmedim, çünkü Fart fena içimde patlamıştı. Aynısı olsun istemedim. Fazlası...

Bak Krom Dedim, Akıllı Ol Dedim...

Previously on OrtaParmak: Krom Ölüleri Say

İyice gerilip, şişeyi olabildiğince geriye atıp, olanca gücümle indirdim kafasına, ama şanssızlığıma, şişenin dibi denk geldi herifin bıngıldağına (şiir gibi oldu lan). Şişe kırılmadı. Şişe kırılmayınca rezil hissettim kendimi. Etraftakiler böyle birbirini dürtüp, beni gösterip, “aaa rezile bak, bi şişeyi kıramadı herifin kafasında, oğlan lan bu” falan diye geyiğimi yapıyor gibi tribe girdim. Fazlası...

Krom Ölüleri Say

Seneler evveldi. Dikkat et yıl değil sene, önce de değil evvel. Ona göre...

Erol Abi hastaneye yatmıştı. Safra Kesesi ameliyatı biliyordum ben. Bana öyle söylemişti. Daha doğrusu kendisi de öyle biliyordu. Evet. Türkiye’deydim o zaman. Telefonlaştık, “geçmiş olsuna gelcem ne istiyorsun?” diye sordum: “Marlboro,” dedi bana, “iki paket”. Marlboro gayet Erol Abi bir istek, 2 paket de kendisinin günlük tüketimi zaten, ben sandım ki hani sigarası bitmiş, günlük istihkakını istiyor benden. Ertesi güne kadar sigara alma tribi olmasın. Fazlası...

Sokarım böyle doğum gününe

Dağılın lan! Yok yazı mazı a.q.

Kendime çalışıyom bugün...

Memeeee

Aygaz Kamyonu

Carter ve (o zaman hamile olan) eşi beni akşam yemeğine davet etmişlerdi. 2 3 gün önce oluyor bu –hayır “bazılarımız” hassas bu tarih ve zaman konularında da baştan belirteyim dedim. Neyse, iki şişe şarap bi buket çiçek alıp gittim. Carter ve Lena’nın iki arkadaşı daha vardı, oturup yemek yedik, sohbet ettik. Carter’ın Alla isimli bir arkadaşı da vardı. Kız Türkiye’de lisansüstü eğitimini yapıyormuş. Bir yandan da Türkçe dersleri alıyormuş. Bir aydır ders alıyor olmasına rağmen, kafasını gözünü yararak da olsa konuşabiliyor. Gerçi bunda aldığı derslerden çok sevgilisinin rolü olduğunu düşünüyorum ben. Malum dil dile değmeden dil öğrenilmiyor. Fazlası...

Sallamadan Ver Biramı Yoksa Sevgilini Döverim Yüzü Kan Pıhtısına Dönene ve Parmaklarım Kanamaya Başlayana Dek

Sabahın biri. Hava çok soğuk. Ve ilginç bir şekilde, giderek, her dakika biraz daha soğuduğunu hissetmek mümkün. 2 gün öncesine kadar eksi bir dereceydi. Dün eksi üç derece oldu. Bugün eksi beş derece. Pazar günü, yani öbür gün, eksi dokuz derece bekleniyor. Rüzgar yaklaşık yirmi kilometre hızla her taraftan, hep muhalif esiyor ve sıcaklığın, pardon soğukluğun, on derece kadar daha düşük hissedilmesine neden oluyor. Üç gündür çok hafif çiseliyor kar. Böyle tipilerdeki gibi ince taneli, asla lapa lapa değil, ama çok seyrek yağıyor. Yere düştüğünde öylece de kalmıyor, eriyip diğer kar taneleriyle birleşip, yerde incecik, an itibarı ile bir santimlik, bir buz tabakası oluşturuyor. Allahtan ayağımdaki ayakkabıları buradan almıştım, tabanları bir buçuk santim falan. İstanbul’da giymediğimiz denli kalın ayakkabılar bunlar. Ama ona rağmen, ayaklarım da sıcacık diyemem. Fazlası...

Enter Fart: Biz Osuruğu Havada Yakaladık

Fart

Hava eksi üç derece, yerlerde inceden kar var, elde eldiven, kafada bere, sırtımda sırt çantası, çantada fart, veteriner kliniğine gidiyoruz. Biz osuruğu havada yakaladık, kendimize kedi, getiren haspayı da siktir eyledik. Fazlası...

Aferin Haluk! Hatta Ay Lav Yu

Sigarayı bıraktığı için ellerinden öptüm, sardım sarmaladım, yanaklarını mıncırdım, göbeğini pfrrrtttlattım, kıçını ısırdım, hızımı alamadım da paraya kıyıp bir de D90 aldım nefsime… Bakalım hakkını verebilecez mi? Allah mahçup etmesin :D (biliyorum biliyorum, çekmiş çükünü kopartmış… Evet)

Nikon N90

Valeriya, Kısaca Lera

Birkaç saatlik bira + tuzlu fıstık muhabbetinden sonra hesap geliyor. İkimiz de cüzdanımıza saldırıyoruz. Elbette ben daha hızlıyım. İş cüzdan çekmeye geldi mi herkes bir Amerikalıdan daha hızlıdır :D Veriyorum hesabı, dönüp “bugün benden” diyorum, “gelecek sefer sen ısmarlarsın ödeşiriz”. “Olur mu ama ne gerek var?” diye soruyor. Diyorum “şimdi hocam, üç otuz parayı ikiye bölmeye mi uğraşacağız? Sende X lira var mı sen bana X lira ver ben sana Y lira vereyim muhabbeti mi yapacağız? Kaybettiğimiz zamana yazık. Gelecek sefer sen ödersin”. “Peki, sen de haklısın” diyor. Elbette haklıyım. Dünyanın en pratik zekalı milletine mensubum...Fazlası...