Yeni Yılınız Kurtlu Olsun

新年あけましておめでとうございます– 今年も[花より男子]

giorgio gianbonetti’nin haçlı seferi varsa garibin dili var, yalar

Kahverengi bir bebek dünyaya getirdim az önce, 3 metreden batağa çakıldı… Sonra gittim tost makinesini kabız ettim, kapasitesinden irice dilimlediğim ekmeklerle. Çıkarmakta zorlanan tost makinesi olmadı, yine ben oldum ne hikmetse... Ekmekler perişan.

DNS sorunu yüzünden 3 gündür internete bağlanamıyordum, mailler birikmiş. Onları indireyazdım, indireyazarken hotmail'i açakoydum (cipiares yüzünden her şey sonekli sürekli geçmiş zaman).

[more]

Gördüm ki tanıdık bildik bir alışveriş sitesinden Giorgio Gianbonetti diye bi herife mail gelmiş. Açtım baktım spama benzemiyor, şifrenizi unuttuysanız linkine tıklayıp şifremizi yeniden aldık, e şifre bizim şifremiz... Girizledik, bakızladık, sonradan anlaşıldı vakti zamanında, haluk'un alkole doyduğu andan evvel zamanlarda kafa bi milyonken bu isimle kullanıcı kaydı oluşturulmuş, sonra ayılınca unutulmuş, ama vefakar alışveriş sitesi unutmamış Giorgio Gianbonetti'yi, yeni yılını kutlarmış. Görünen kullanıcı adı da enteresan, Venedik Taciri…

Kim acaba bu Giorgio Gianbonetti. Ben kötümden uydurmuş olamam. Bir tınısı, hatta çınısı var; güzel çınlıyor kulakta. Kesin bi yerlerden kopipestlemişimdir diyerek hazreti gugıla başvuruyorum, "giorgio gianbonetti"

için bir sonuç alamıyorum. Gianbonetti diye birkaç sonuç var; gianbonetti soyadı olarak görünüyor yine. Koskoca gianbonetti sülalesinde bi tane Giorgio yok mu yani şimdi. Enteresan.

Eğer aranızda bir Giorgio Gianbonetti varsa, bende kendisine ait bi oturum kimliği ve şifresi var; kimlik bilgileriyle başvurduğu taktirde iade etmeye hazırım.

İki gün sonra yılbaşı… Amarigalıların benim pek beğendiğim bi gelenekleri var: "new year's resolution". Yeni yıl kararı anlamına geliyor ve kişinin kendine verdiği bir söz, bir taahhüt, şunu şunu yaparsam namerdim ya da bu yıl şunu şunu yapacam şeklinde bi ara gazı. Geleneksel olarak bu new year's resolution olayı benim bünyemde her yıl "sigarayı bırakıyorum, 1 Ocak 200X sabahı non-smoking bi insan olarak uyanacağım" şeklinde tezahür ederdi. Halen fosur fosur içiyorum elbette.

Bu yıl daha gerçekçi bir new year's resolution almak niyetindeyim. Kendime ait bir din kurayım mesela. Elin kurgu bilim yazarı çocuk cinsel tacizcisi bile din kurabiliyor, koskoca Tom Cruise'u, John Travolta'yı bile kendisine mümin edebiliyorsa ben de bi din kurabilirim. Zaten çok zor da bir şey de olmasa gerek. Elimizin altında internet var, her türlü bilgiye erişebiliriz. Ordan burdan kopyala yapıştır yöntemiyle harika dinler yaratılabilir.

Zaten mevcut dinler de sanki hep biraz kopipest değil mi? Hristiyanların Eski Ahiti Tevrattan arak. İslamiyette de anlatılan pek çok hikaye ise Eski Ahitten ya da Tevrattan alıntılanmış. Gördüğüm kadarıyla insanoğlu insan hep başkalarının inancının olmuşlarından toplamış, altlara çürükleri çakıp al sana yeni din diye sürmüş piyasaya. Bu konuda yaratıcılığı aşırıya kaçanlarsa ancak buralarda taşak malzemesi oluyor (bkz: scientology, bkz: Tom Cruise, bkz: John Travolta, bkz: mormonluk, bkz: Joseph Smith).

Bu tür peri masallarına inanmak iyi, güzel hoş da insanlar bu saçmalıklar için birbirini boğazlayıp kendi yarattıkları tanrılar adına savaşlara, cihatlara çıkmıyorlar mı, haçlı seferleri düzenlemiyorlar mı içim bayılıyor arkadaş. Bu kadar mı malsınız?

Hele şu haçlı seferi konusu, giderek daha acınacak bi hal alıyor bence. İlk başlarda bir haysiyeti varmış; karşındaki düşman koskoca Anadolu Selçuklu İmparatorluğuymuş mesela (bkz: Birinci Haçlı Seferi).

İkinci haçlı seferi yine Anadolu Selçuklu İmparatorluğu ve arkasına saklanan müslüman arap ülkelerine yapılmış (bkz: İkinci Haçlı Seferi) ve Alman İmparatoru Konrad'ın şamda bozuk kayısı yiyerek motoru bozması üzerine iptal edilmiş (bkz: Geri Vites, Pussy Out, Chicken Out). Taraflar forma değiştirip ayrılmışlar, kısmetse başka sefer denilmiş, bi ara Nurettin Zengi'nin Konrad'a "kayısı hikayesini yutmadık... altına sıçtın altına... ne yapayım senin boklu formanı?" demesi üzerine gerginlik yaşandıysa da tekrar anlaşılıp ayrılınmış ve yaklaşık 40 yıl başka haçlı seferi yapılmamıştır.

Daha sonraları haçlı seferi olayı bir gelenek, Avrupalı erkeklerin eşlerini boynuzlamak için kullandıkları bi bahane haline gelmiş (nereye? E haçlı seferine…). Kırk elli yılda bi kere düzenlenegelmiş hatta adı bile "Geleneksel Avrupa Haçlı Seferleri III, IV, V, VI, ..." şeklini almış. Taa ki Osmanlı Anadolu'da yerini sağlamlayıp bu güruhun pabucunu sikip eline verene kadar.

Daha sonra artık haçlı seferi demeye utandığından mıdır, nedendir bilinmez, Avrupalı/Amarigalı (collectively "Gavur") savaşlarına dünya savaşı adını verip yine yakıp yıkmakla, giderek daha fazla kuvvetle, giderek daha zayıf düşmanlar seçmekle, garibin ahını almaya devam etmektedir. Kanımca haçlı değil haçsız hatta allahsız, imansız bir kurumdur. İnsanın kininden, nefretinden, öfkesinden, korkusundan beslenen kurumsal din götümü yesin.

Ahanda sonuncusu da yedi düvel bi gariban Irak'a saldırmak şeklinde tezahür etti, ediyor. İbneleeeer.

O zaman yeni bir din icat olunmaklığı icap olduğundan kutsallığı kendinden menkul bu vazifeye bendeniz talibim. İlk ayetimiz "Yala" olsun mesela(*)… Oku olmasın. Zira oku diye başlayan kitap okunmuyor; belki yala diye ineni okunur.

Dil sorunu var ki önemli bir sorun. Türkçe indirsek olmaz, Türk emperyalizmi yapıyoz sanılırız, yanlış anlaşılırız. Politically correct olmak için daha enternasyonal bir dil olması anlamında İngilizce indirsek bizi CIA uşağı ya da Amerika'da okumuş fetullahçı bakan sanıp yuhalarlar. O da olmaz. Bi taraftan da mutlaka enternasyonal, hatta üniversal bir dilde yazılmış olmalı derken aaa!..: C++ da yazalım o zaman. Ama o zaman da ilk ayeti "Yala" olamayacak. Muhtemelen #include <stdio> falan olacak… Hmmm. Çetrefilli oldu bayaa be.

Acaba mevcut Türk şaman inanışını güncellesek de halka sevdirsek? Gök tanrı, yer tanrı ne bileyim işte… Ya da Türklerin din kitaplarından çok daha sık okudukları Conan vs. kitaplardan tanrılar alızlasak? Krom mesela…

Ya onu bırak da benim en tuttuğum tanrıdır Krom. Conan'ın Krom'la ilişkisi süperdir, gayet içli dışlıdır ki başka hiçbir dinde, başka hiçbir tanrıyla o kadar içki dışlı olamazsın, götün yemez. Demokrattır mesela Krom, hatta affedicidir. Conan her kötü sıkıştığında küfrü basar Krom'a ama Krom sallamaz, ali cenaptır. Hoyrattır, gamsızdır bi de, yani genel olarak hiçbir şeyi sallamaz. Conan sıkıştıysa Conan kendi başının çaresine baksındır. Delikanlıdır Krom yaa.

Bitti. Karnım aç.

(*) "I don't look like Di Caprio but I lick like Lassie" :D diye de devam etsin.

in god we trust, everyone else pays cash

"Makul kişisi kendisini dünyaya adapte ederken mantıksız kişisi dünyayı kendisine adaptırmaya kastırır; o nedenle her türlü ilerleme mantıksız kişisine bağlıdır" (the reasonable man adapts himself to the world; the unreasonable one persists in trying to adapt the world to himself. therefore, all progress depends on the unreasonable man) - George Bernard Shaw [more]

"Bünye alkolik lafını kendi kadar içen hazetmediği bireylere sarfeder" (An alcoholic is someone you don't like who drinks as much as you do) - Dylan Thomas

"İnsan dediğin emmeli gömmeli her yola gelebilmeli anadın mı, uzmanlaşma (biyolojideki özelleşme) olayı böcükler için geçerli (A human being should be able to change a diaper, plan an invasion, butcher a hog, conn a ship, design a building, write a sonnet, balance accounts, build a wall, set a bone, comfort the dying, take orders, give orders, cooperate, act alone, solve equations, analyze a new problem, pitch manure, program a computer, cook a tasty meal, fight efficiently, and die gallantly. Specialization is for insects). – Robert Heinlein

"Matematik dediğin dört işlemdir güzel kardesim" (math is nothing but four operands, (my) beautiful brother) - Müslüm Baba

ve başlık: "tanrıya güveniriz, ondan başka herkes nakit öder"

Mangalda Kalkan

tabakta iner... Eeet, sınıra canlı kalkan olarak gidecek DTP'liler şerefine, Sivastopol koyunun derinliklerinden geliyor...


Malzemeler - 6 kişi için

  • Kalkan (e haliyle), 2.5 – 3 kiloluk
  • Ayçiçek Yağı, 2 su bardağı
  • Biberiye (rozmari de olur), tepeleme bir çorba kaşığı
  • Kekik, tepeleme bir çorba kaşığı
  • Zencefil, silme bir tatlı kaşığı (tazeyse rendelenip)
  • Karabiber, bir tatlı kaşığı

[more]


Tarif

Bir satır kullanılarak kalkan 10 ila 20 şer santimlik parçalara kesilir. Satırla vurulduğunda ağzından götünden fışkırıp duvarlara yapışan boku ve iç organları birine temizletilir, balığa yapışmış olanları yıkanır. Mide bulantısı için bi ilaç alınır, gerekiyorsa çıkılıp biraz hava alınır, Gelinir. Ajandaya "kalkan temizlemeyi öğren" diye not düşülür...

Düz ve yayvan bir tencere ya da tepsi içerisinde sıvı yağ, biberiye, kekik, zencefil, karabiber karıştırılır (tuz konmaz). Satırla pare pare eylenmiş ve içe sinmeyip defalarca yıkanmış kalkan bu sos içerisinde marine (salamura) edilir. Minimum iki saat. Kalkanın marine edilmesi için ayrılan sürenin bitimine yarım saat kala mangal yakılmaya başlanır. Yakıt olarak kullanılan malzeme (odun mudur artık odun kömürü müdür eski eşin/sevgilinin kemikleri midir her neyse) tamamen köz olup da üzeri inceden kül toplar gibin olduğunda balıklar pişirilmeye başlanabilir.

Bir tarafı pişip tam olarak kızardığında ters çevrilir, tuzu ekilir, alt tarafı da pişene kadar bir daha elleşilmez. Alt tarafları da pişincek o tarafları da tuzlanıp her tarafları tuzlanmış olarak tabaklara alınır. Yinir.

Arkadaşlara "olm bi baktım kuma yatmış bu çıtı çıkmıyo; arkadan sessizce yaklaştım, elimle haa, iki elimle bi kavradım bunu, dizimin üstünde omurgasını kırdım... yok be abiii, hangi zıpkın ahahahaha..." diye ballandıra ballandıra anlatılır. Bloga tarif olunur, yalancı göt diye tarihe geçilir.

foksi fandırbörgü tanıyan çıkmadı be

Disko topları yanar döner, modern talking şeri şeri leydi, üç beş kilogramlık kutularda satılan püsküvütler, pino silvester, murat 124 ve herkes ahu herkes tuğba… Garson bi cin menta ver abine, hem türkçe ve hem alkolsüz olsun. Ama cin mentalığı da elden bırakmasın, hem cin hem menta anlamında özünden tavizsiz olsun. Bi zahmet, hadi canım. Hello, My name is Coskun, T. Coskun. And I am from Italy, if you eat. World Cup, nayntiiin eytiii. Aaah Platini... Şumaher. Tabiii tabi.

Ben bunları yaşadım, bitirdim ve 20 25 yıl geride bırakmış olmaktan da hiç pişman olmadım. Şimdi plak mı takıldı da, hep aynı yer tekrar tekrar tekrar ediyor böyle… Lan bi Küçük Emrah eksik bu Ukrayna memleketinde… Allah Allah. Deja Vu mu buu? Yoksa hayat benimle TSK mı geçiyor? Ya da belki ben hayatla TSK geçiyorum… Ya da belki TSK hayatımı sikiyor… Ama babayı alırsınız. Nokta.

anlaşabilmiriz… orosppu çocuğu seniii

Benim şerefsiz avukat, esssski avukat, yaklaşık 500 dolar ve bir ay ve gidiş geliş toplam 2000 kilometre tren yolculuğu kadar doladı beni… Giden para olsun proplem değil de, Ukrayna Demiryollarında yaptığım 2000 kilometrelik seyahate, kaybettiğim o kadar zamana, çektiğim sinir harbine yanarım. Mallık bende ama. Lan elin hem Ukraynalı, hem Azeri, hem Avukat şerefsizine güvenilir mi? Bunların hepsi dolandırıcı ile eşanlamlı zaten…

[more]

Bu azerilerden ikinci ağız yanığı. Ermenilere hak vermemek elde değil kardeşim. Bi katliam da benim yapasım var bunlara. Ne kadar azeri varsa...

Bu avukat mevzuu aklıma getirdi bak: bundan birkaç sene önce bir termik santraldeki milyon dolarlık bi arıza nedeniyle açılmış bir tahkim davasında Japon heyetine tercümanlık yapıyorum. Tüm grup oturmuş yemek yiyoruz, grubun yarısı mühendis (bilirkişiler, konsorsiyum üyelerinin çalışanları yöneticileri vs.), yarısı da avukat. Şöyle bi fıkra anlatıldıydı:

Mühendisin biri, (hristiyan bir dünyada) dini bütün, cennetlik bir hristiyandır, ölür ve Aziz Peter'in karşısına çıkarılır. Aziz Peter bakar bunun defterine, cehenneme gideceksin der. Mühendis çok şaşırır elbette ama yapacak bişi yok, Aziz Peter'le tartışacak hali yok, çaresiz yollanır cehenneme. Çok da cevval, çalışkan bir adamdır. Gittikten kısa bir süre sonra bir ton sorun tespit eder cehennemde, notlar alır falan. Sonra bir rapor hazırlayarak şeytana sunar: işte şu şu teknik sorunların ele alınması gerekiyor, şunları şunları yapabiliriz bunlarla ilgili falan.

Şeytan buna yetki verir (fahri iblis mühendis), zaman ve bütçe verir, mühendis çalışmaya başlar. Bir süre sonra cehennemi baştan başa yeniden inşa etmiştir. İşte ceza çekilen fırınları, kaynar kazanları yeniler, eskalatörler, asansörler inşa eder, bi ton bişi yapar. Kanyon alışveriş merkezine çevirir cehennemi, öyle söyleyeyim ben sana. Mimari harikası olur cehennem.

Sonra bi gün tanrı arar şeytanı; son haberleri öğrenmek için. Şeytan caka satar tanrıya, mühendisten bahseder. "Bilmem kim mi?" der tanrı, "onun cennette olması lazım. Peter yanlışlık yapmış, gönder onu çabuk". Şeytan kabul etmez, mühendisi bırakmaz. Tanrı tehdit eder: "Dava ederim seni". Şeytan gayet rahat: "Avukatı nereden bulacaksın?"

Kıralım Zincirlerimizi

Hoş geldin canım arkadaşım, Ya da arkadaşımın arkadaşı, ya da arkadaşımın n'inci göbekten dayısının amca çocuğu. [more]

Bu sayfaya düştüğüne göre, "Gelen Kutusu"ndan "Giden Kutusu"na, oradan da benim kutusuma düşen, alakalı alakasız "zincir mesaj"lardan bir tanesinde geçen e-posta adresin benim elime geçmiş anlaşılan. Allah Allah! Di mi?

İnşallah sadece benim elime geçmiştir. Zira alıntılanan e-postanın başlık kısımları silinmemiş olduğu için mesajı alan herkes (SENİN) e-posta adresini de açıkça görebilir. Tıpkı (BENİM) e-posta adresimi görebilecekleri gibi. İnşallah mesajı alanların arasında spamcı, kasinocu, pornocu, zamazingo uzatıcı hap satıcısı, nijeryalı sana 3 milyon dolar veresim geldicisi, viyagracısı, kılcısı, yüncüsü yoktur. İnşallah...

Dilersen sana, bana, bize, ve tüm diğer talihsiz kurbanlara bu (bilgilendirici, eğlendirici, ille de yerlere yatırıcı) mesajı başkalarının e-posta adreslerini silmeden ileten dikkatsiz arkadaşımızı uyaralım (bak düşüncesiz, densiz demiyorum, parantez içleri sayılmaz) . Bir sonraki görüşmemizde ona: "dikkatsiz (düşüncesiz) insan. Neden başkalarının e-posta adresini (düşüncesizce) afişe ediyorsun kardeşim. Ayıp değil mi?" diye bi soralım…

Ben şahsen baydım her gün elli bin spam mesajı almaktan.

NETİKET EDİNİN (LAN)!!!

Saygılar

(*) parantez içindeki kısımlar sadece gücümün yeteceği kişiler içindir…

Daha da açık ifade etmek gerekirse (ki bit kadar harfleri okuyacam diye kastırdığına göre mutlaka gerekiyor): Ortak dostumuzun bizlere gönderdiği türde mesajlara zincir mesaj (chainus mailus) deniliyor (latincesi bile olduğuna göre habis bişi...). Bu tür mesajlar genellikle e-posta adreslerini toplamak amacıyla oluşturuluyor. Mesajın ilk göndericisi aslında mesajın içeriğine sizin kadar bile aldırmıyor; tek amacı elden ele dolaşıp giderek daha da şişen bir e-posta listesi yaratmak... Bu tür e-posta listeleri daha sonra spam göndermek amacıyla kullanılıyor. Yani siz size gelen mesajda yer alan e-posta adreslerini silmeden ilettiğinizde, bu insanlara yardımcı olmuş ve dostlarınızın e-posta adreslerini afişe etmiş oluyorsunuz. Eğer gerçekten iletilmesi gereken bir mesajınız varsa: (1) orijinal mesajdaki e-posta adreslerini silin, (2) bir mesaj/e-posta grubu oluşturun, (3) iletilmeye değer (olduğunu düşündüğünüz) mesajın TO kısmına değil, CC kısmına değil, BCC kısmına grubunuzu girin ve öyle gönderin. BCC kısmına yazdığınız adresler başkalarınca görülmez... Ortaparmak havayollarıyla uçtuğunuz için teşekkür ederiz. (Bi daha da Tayyibe oy vermeyin)

George Carlin (1937 - …)

Amerikalı komedyen, düşünür, dünya tatlısı, zeki, örnek alınası insan. Sitesinde yer verdiği biyografisi "1937 Ağustosunda Curley's Hotel'de conceive olmuşum…" şeklinde başlıyor. Conceive fiili hamile kalmak/kalınmak anlamına geldiği gibi, idrak etmek/edilmek de dahil bir ton anlama geliyor. Hangisini kastettiğini bilemiyoruz zira usta kelimelerle çok zekice oynuyor. Onu anlamak için İngilizce bilmek lazım; bilmek derken, her Türk'ün, her turizmcinin, her amarigada okuyanın İngilizce bildiği gibi değil; İngilizce'yi anlamak lazım. Nokta.

[more]

12 Mayıs 1937 doğumlu ve ... dan da anlaşılacağı üzere, halen hayatta. Erken yaşta babasını kaybetmiş. 9. sınıfta okulu bırakmış. 1954'de ABD Hava Kuvvetlerine katılmış. 2 senelik askeri kariyerinde 3 kere askeri mahkemelik olmuş. 56'da bir yandan da DJ'lik yapmaya başlamış. İşte o aralar kendi deyimiyle: "karı kız ortamı görmüş"… 57'de genel terhisle ordudan ayrılmış. Profesyonel kariyerine başlamış ve 52 yıl devam etmiş… Ve ediyor.

Her ne kadar o Allah'a, tanrıya, isaya musaya vs. inanmasa da; Allah uzun ömürler versin kendisine. Allah başımızdan eksik etmesin. Allah ne muradı varsa versin ona. Hatta Allah onun hayatını, onun istediği gibi tersine çevirsin de, o emekli olarak doğsun, gençliğine kadar çalışıp kolunda bir altın saatle üniversiteli olarak kovulsun işten... Ve yaşamı bir orgazmla son bulsun. Tanıdık değil mi? İşte forward butonunu amacı dışında kullanmanıza neden o popüler espri, bu ustaya ait.

Şu anda ABD'nin tanınan bilinen, sevilen komedyenlerinden, yazarlarından, sitend apçılarından birisi. Esprilerini sadece cinsel organlar, kadın erkek, siyah beyaz, kentli köylü kontrastları ve yüzeysel şakalara dayandırmayan, güldürürken gerçekten düşündüren nadir komedyenlerden. Hatta komedyen mi, düşünür mü karar vermek çok zor.

1970'lerde bir radyo programında "Asla TV'de Söylenmeyecek Yedi Kelime" (Seven Words You Can Never Say On TV) başlıklı bir konuşma sırasında, Fuck kelimesinin TV'de yasaklı olmasıyla ilgili olarak yaptığı yorumu:

"Benden daha zeki insanlar şöyle demiş: 'Oğlumun iki kişinin birbirini öldürdüğü bir filmi seyretmesindense iki kişinin seviştiği bir filmi seyretmesini tercih ederim'. Katılıyorum, harika bir ifade. Keşke bunu ilk söyleyen ben olsaydım. Bu ifadeye katılıyorum. Katılmakla da kalmıyor, bir adım daha ileri gidiyorum: O filmlerdeki öldürmek kelimelerini sikle, sikmekle (Fuck) değiştirmek isterdim: Evet Şerif, artık seni sikmemiz lazım. Ama sikilmen yavaş olacak".

George Carlin ateist. Ama dallamalık olsun diye değil; dinin insanları kontrol etmek, özgürlüklerini ellerinden alıp onları normalde asla kabul etmeyecekleri bir takım işleri(*) yapmaya ikna etmek adına kullanılan bir araç olduğunun farkında olduğu için ateist. 10 emirle dalga geçtiği, birkaç espri arasında 40 50 (kanımca haklı) tespitte bulunduğu konuşmasını buradan indirip dinleyebilirsiniz. Elbette İngilizce (4 Ekim 2008, Türkçe çevirisini ekledim, okumak için tıklayın)… Konuşma içerisinde "tarihte tanrı adına öldürülenlerin sayısı, tüm diğer nedenlerle öldürülenlerin sayısından kat kat fazladır" diyor usta. İngilizce bilmiyorsanız, o kadarını bari bilin istedim.


(*) insan öldürmek, tanrı adına, vatan adına veya tanrının onayladığı başka bir "kutsal" görev adına cinayet işlemek, ya da bir avuç toprak, veya cennette sonsuz bir yaşam, ve saire ve saire ve saire için ölmek, ölüme gitmeyi kabul etmek

Meraklısına: http://www.georgecarlin.com

Ayrıca: Bu sitede Corc Carlin

Skandalnaya situatze

Yine yaptım… Bu Ukrayna’ya geldiğimden beri kırdığım ikinci şişe. Giderek bukowski hikayesine dönen bu hayat nereye gidiyor? Mezara… Gayet yavaş, ama emin adımlarla hayat başladığı yere dönüyor: anasının a..na.